Gönderen Konu: Ders alınacak yazılar  (Okunma sayısı 12227 defa)

0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı [MG]

  • Üye
  • **
  • İleti: 274
  • Alexander
Ders alınacak yazılar
« Yanıtla #60 : Nisan 18, 2007, 08:17:59 ÖÖ »
Belalim benim 3 yıllık arkadaşım. UO da tanışıpta telefon ile sürekli görüştüğüm ender insanlardan birisi. Mantıksız ve gereksiz kıyaslama yaptığıma inanmıyorum.

Emeğine sağlık diyip geçsem daha mı güzel olacak?
\__/)
(='.'=)
(")_(")

Nazmiye

  • Ziyaretçi
Ders alınacak yazılar
« Yanıtla #61 : Nisan 18, 2007, 09:57:37 ÖÖ »
ben forumlardaki bole yazıların %90 ını okumus biri olarak yazabilirim ki bence forumlarda en iyi yazıları yayınlayan kişi belalım'dır.

*Blade De'Nogua

  • Ziyaretçi
Ders alınacak yazılar
« Yanıtla #62 : Nisan 18, 2007, 11:15:07 ÖÖ »
Alıntı yapılan: "mkacar"
Alıntı yapılan: "[MG
"]Teşekkürler Belalim. Forumun en bilinçli modu.

(Ver gazı ver gazı ehe) :furina:


beğendiğine göre hepsini okumuş olman gerekir sanırım.
bunları okuduktan sonra hala mantıksız ve gereksiz kıyaslama yapma gereği nerden geliyor size anlamıyorum. hani anlamıyorsunuz diyelim, neden beğeniyorsunuz? madem anlıyorsunuz, neden hala nato kafa nato mermer modundasınız?

/mod arkadaşın biri bunu silebilirse yakın tarihte mutlu olurum.
olmadı kendim editlerim.


seni biraz fevri gördüm , ne bu insanları ezmeye çalışmak duygusu modamı oldu ;)

Çevrimdışı Efram

  • # Yörünge Dışı
  • Üye
  • **
  • İleti: 725
Ders alınacak yazılar
« Yanıtla #63 : Nisan 18, 2007, 02:07:03 ÖS »
Alıntı yapılan: "belalim"
Bir annenin, oğlunu Çanakkale Savaşına yollarken söylediği sözler. Çok hoşuma gitti paylaşmak istedim.

Zavallı valide ciğerparesini bir daha kokladı. Dedi ki: Hüseyin... Dayın Sıbka'da, baban Domeke'de ağaların da sekiz ay evvel Çanakkale'de yatıyorlar. Bak son yongam sensin! Minareden ezan sesi kesilecekse, caminin kandilleri körlenecekse sütlerim haram olsun, öl de köye dönme. Yolun Sıbka'ya uğrarsa dayının ruhuna Fatiha okumayı unutma! Haydi oğul, Allah yolunu açıkk etsin."


Bende duyduğumu anlatayım , anlatma becerim iyi değildir gerçide...

Çanakkale savaşında bir tane er var ve bu eri saçları kınalı. Komutanı eri yanına çağırıyor ve soruyor. Başındaki kınada neyin nesi. Komutanım biz 2 kardeşiz , ben büyük olduğum için annem savaşa beni gönderdi ve saçlarıma kına sürdü. Manası ne diye soruncada , annem beni adak olarak yolladı " demiş.

Anlatabildiysem ne mutlu bana
Yahu nasıl bir milet bu yoğurt'a su katıp ayran diye satıyorlar.

Çevrimdışı [MG]

  • Üye
  • **
  • İleti: 274
  • Alexander
Ders alınacak yazılar
« Yanıtla #64 : Nisan 18, 2007, 02:29:29 ÖS »
Anladık Efram.  :smt010
\__/)
(='.'=)
(")_(")

Çevrimdışı belalim

  • Forum Üst Yetkilisi
  • Kıdemli Üye
  • ****
  • İleti: 5044
    • E-Posta
Ders alınacak yazılar
« Yanıtla #65 : Nisan 18, 2007, 04:42:12 ÖS »
Çölde yolculuk eden iki arkadaş hakkında bir hikaye anlatılır.

Yolculuğun bir aşamasında iki arkadaş tartışırlar biri ötekine bir tokat atar. Tokadı yiyenin canı çok yanar ama tek kelime etmez ve kum üzerine şu sözleri yazar:
BUGÜN EN İYİ ARKADAŞIM BANA BİR TOKAT ATTI.´

Yıkanabilecekleri bir vahaya rastlayana dek yürümeyi sürdürürler. Tokadı yiyen, yıkanırken batağa saplanır boğulmak üzereyken arkadaşı tarafından kurtarılır. Tam selamete çıktıktan sonra bir kaya parçası üzerine şu sözleri kazır:
BUGÜN EN İYİ ARKADAŞIM BENİM HAYATIMI KURTARDI.´

Tokadı vuran ve sonra en iyi arkadaşının hayatını kurtaran kişi ona şöyle der: Senin canını yaktığımda bunu kum üzerine yazdın ama şimdi kayaya kazıyorsun, neden? ´

Öbür arkadaş ona şöyle cevap verir:
Biri bizi incittiğinde bunu kum üzerine yazmalıyız ki bağışlama rüzgârı estiğinde onu silebilsin. Ama biri bize iyi bir şey yaparsa onu kayaya kazımalı ki onu hiçbir rüzgar yok etmesin. ´
İNCİNMELERİNİZİ KUMA, GÖRDÜĞÜNÜZ İYİLİKLERİ KAYALARA KAZIMAYI ÖĞRENİN.

Çevrimdışı Efram

  • # Yörünge Dışı
  • Üye
  • **
  • İleti: 725
Ders alınacak yazılar
« Yanıtla #66 : Nisan 18, 2007, 04:44:29 ÖS »
Iy1l1k yap den1ze at deg1l bundan sonra :)

1y1l1k yap kayaya yaz. Buda guzeldi Ustad
Yahu nasıl bir milet bu yoğurt'a su katıp ayran diye satıyorlar.

Tommy Declaux

  • Ziyaretçi
Ders alınacak yazılar
« Yanıtla #67 : Nisan 18, 2007, 04:45:28 ÖS »
Alıntı yapılan: "Efram"
Alıntı yapılan: "belalim"
Bir annenin, oğlunu Çanakkale Savaşına yollarken söylediği sözler. Çok hoşuma gitti paylaşmak istedim.

Zavallı valide ciğerparesini bir daha kokladı. Dedi ki: Hüseyin... Dayın Sıbka'da, baban Domeke'de ağaların da sekiz ay evvel Çanakkale'de yatıyorlar. Bak son yongam sensin! Minareden ezan sesi kesilecekse, caminin kandilleri körlenecekse sütlerim haram olsun, öl de köye dönme. Yolun Sıbka'ya uğrarsa dayının ruhuna Fatiha okumayı unutma! Haydi oğul, Allah yolunu açıkk etsin."


Bende duyduğumu anlatayım , anlatma becerim iyi değildir gerçide...

Çanakkale savaşında bir tane er var ve bu eri saçları kınalı. Komutanı eri yanına çağırıyor ve soruyor. Başındaki kınada neyin nesi. Komutanım biz 2 kardeşiz , ben büyük olduğum için annem savaşa beni gönderdi ve saçlarıma kına sürdü. Manası ne diye soruncada , annem beni adak olarak yolladı " demiş.

Anlatabildiysem ne mutlu bana


Güzelmiş gerçekten etkilendim

Çevrimdışı -Ezgihan-

  • Üye
  • **
  • İleti: 153
Ders alınacak yazılar
« Yanıtla #68 : Nisan 18, 2007, 05:00:59 ÖS »
Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür.
Kimse kendini değiştirmeyi düşünmez.

                                        Tolstoy
emember, remember, the fifth of november

Çevrimdışı 'Hector Blood'

  • Üye
  • **
  • İleti: 107
Ders alınacak yazılar
« Yanıtla #69 : Nisan 19, 2007, 02:34:23 ÖS »
Uygulama güzel ama bırşey gözden kacmış sanırım,sadece yazılar yazılsın sonra kıtlensın kı kımse yorum yapmasın yazılan yazıyı aramakta zorluk cekmeyelım. Yazı hakkında genıs bılgı almak ısteyen kişiler yazıyı yazan arkadasa özel mesaj yoluyla ulaşabılırler..Nasıl olsa başlık sabit gözden kaçmıyor.

Diye düşündüm.. :wink:
obert servera sahip çık kafalarına göre adam banlıyorlar..!!

Çevrimdışı belalim

  • Forum Üst Yetkilisi
  • Kıdemli Üye
  • ****
  • İleti: 5044
    • E-Posta
Ders alınacak yazılar
« Yanıtla #70 : Nisan 19, 2007, 07:18:20 ÖS »
Bir gün, kırlarda gezintiye çıkan bir adam, kenara oturduğu otlardan birinin dalında, küçük bir kozanın varlığını fark etti. Koza ha açıldı ha açılacak gibiydi.
Adam, bunun bir kelebek kozası olduğunu tahmin ediyordu. Böyle bir fırsat bir daha ele geçmez diye düşündü; ve bir kelebeğin dünya yüzü gördüğü ilk dakikalara şahit olmak istedi.

Dakikalar dakikaları kovaladı, saatler geçmeye başladı, ama henüz kelebeğin küçük bedeni o delikten çıkmadı. Sanki, kelebeğin dışarı çıkmak için çaba harcamaktan vazgeçmiş olabileceğini düşündü.
Sanki kelebek elinden gelen her şeyi yapmış da, artık yapabileceği bir şey kalmamış gibi geldi ona. Bu yüzden, kelebeğe yardımcı olmaya karar verdi: Cebindeki küçük çakıyı çıkarıp kozadaki deliği bir cerrah titizliğiyle büyütmeye başladı.

Böylece, bir-iki dakika içinde kelebek kolayca dışarı çıkıverdi. Fakat bedeni kuru ve küçücük, kanatları buruş buruştu. Adam kelebeği izlemeye devam etti; çünkü kanatlarının her an açılıp genişleyeceğini ve narin bedenini taşıyacak kadar güçleneceğini umuyordu.
Ama bunlardan hiçbiri olmadı. Kelebek, hayatinin geri kalanını, kurumuş bir beden ve buruşmuş kanatlarla yerde sürünerek geçirdi. Ne kadar denese de, asla uçamadı.

Adamın bütün iyi niyetine ve yardımseverliğine rağmen anlayamadığı şey, kozanın kısıtlayıcılığının ve buna karşılık kelebeğin daracık bir delikten dışarı çıkmak için gereken çabanın, Allah'ın kelebeğin bedenindeki sıvıyı onun kanatlarına göndermek ve bu sayede kozanın kısıtlayıcılığından kurtulduğu anda onun uçmasını sağlamak için seçtiği bir yol olduğuydu.

Bu gerçeği öğrendiğinde, hayat boyu unutamayacağı bir şey de öğrenmişti: Bazen, hayatta tam olarak ihtiyaç duyduğumuz şey, çabalardır. Eğer Allah, hayatta herhangi bir çaba olmadan ilerlememize izin verseydi, o zaman, bir anlamda sakat kalırdık. Olabileceğimiz kadar güçlenemezdik o zaman. Ve asla uçamazdık..

Çevrimdışı Efram

  • # Yörünge Dışı
  • Üye
  • **
  • İleti: 725
Ders alınacak yazılar
« Yanıtla #71 : Nisan 20, 2007, 10:09:19 ÖÖ »
Adamın biri çölde atıyla birlikte giderken bir kuyuya rastlamış ve atı ordan kaçmaması için yere bi kazık dikmiş.(Başkalarıda onun gibi atını o kazığa bağlasın die)  Başka bir günde başka bi adamın ayağı bu kazığa takılıp düşmüş ve kazığı ordan çıkarmış(başkasıda onun gibi takılıp düşmesin die).

Yapılan bazı hareketlerde niyet çok önemlidir "bence".Adam kelebeğin kozasını açarak belki ona iyilik yapmak istedi ama onun daha güzel yaşamasına engel oldu.

İnsanların niyetleri çok önemli karşısındaki kırmış olsada onun iyiliğini düşünmesi bile iyi bişi "bence".
Yahu nasıl bir milet bu yoğurt'a su katıp ayran diye satıyorlar.

Çevrimdışı belalim

  • Forum Üst Yetkilisi
  • Kıdemli Üye
  • ****
  • İleti: 5044
    • E-Posta
Ders alınacak yazılar
« Yanıtla #72 : Nisan 20, 2007, 05:20:02 ÖS »
Arjantin'li ünlü golfcü Robert de Vincenzo, yine bir turnuvayı kazanmış, ödülünü alıp kameralara poz vermiş ve kulüp binasına gidip oradan ayrılmak üzere hazırlanmıştı. Bir süre sonra binadan çıkıp otoparktaki arabasına yürürken yanına bir kadın yaklaştı. Kadın başarısını kutladıktan sonra ona çocuğunun çok hasta ve ölmek üzere olduğunu anlattı. Zavallı kadının hastane masraflarını ödemesi olanaksızdı. Kadının anlattığı öykü De Vincenzo' yu çok etkilemişti, hemen cebinden bir kalem çıkarttı ve turnuvadan kazandığı paranın bir miktarını yazdı çek defterine. Çeki kadının eline sıkıştırırken de ona, "Umarım bebeğinin iyi günleri için harcarsın" dedi.

         Ertesi hafta kulüpte öğle yemeği yerken, Profesyonel Golf Derneği' nin bir görevlisi yanına geldi.

         "Otoparktaki görevli çocuklar bana geçen hafta turnuvayı kazandıktan sonra yanına bir kadının geldiğini ve onunla konuştuğunu söylediler" dedi.

         De Vincenzo evet anlamında başını salladı.

         "Evet" dedi görevli, "Sana bir haberim var. O kadın bir sahtekardır. Üstelik hasta bir çocuğu da yok. Seni fena halde kandırmış arkadaşım. "

         De Vincenzo, " Yani ortada olumu bekleyen bir bebek yok mu? "dedi.

         "Hayır, yok" dedi görevli.

         "İşte bu, bu hafta duyduğum en iyi haber." dedi gözleri dolarak.

       Aynı pencereden dışarı bakan iki adamdan biri sokaktaki çamuru, diğeri ise gökteki yıldızları görür.

Çevrimdışı Burhnn-tfnn

  • Üye
  • **
  • İleti: 198
Ders alınacak yazılar
« Yanıtla #73 : Nisan 21, 2007, 03:16:59 ÖS »
Alıntı yapılan: "belalim"
Arjantin'li ünlü golfcü Robert de Vincenzo, yine bir turnuvayı kazanmış, ödülünü alıp kameralara poz vermiş ve kulüp binasına gidip oradan ayrılmak üzere hazırlanmıştı. Bir süre sonra binadan çıkıp otoparktaki arabasına yürürken yanına bir kadın yaklaştı. Kadın başarısını kutladıktan sonra ona çocuğunun çok hasta ve ölmek üzere olduğunu anlattı. Zavallı kadının hastane masraflarını ödemesi olanaksızdı. Kadının anlattığı öykü De Vincenzo' yu çok etkilemişti, hemen cebinden bir kalem çıkarttı ve turnuvadan kazandığı paranın bir miktarını yazdı çek defterine. Çeki kadının eline sıkıştırırken de ona, "Umarım bebeğinin iyi günleri için harcarsın" dedi.

         Ertesi hafta kulüpte öğle yemeği yerken, Profesyonel Golf Derneği' nin bir görevlisi yanına geldi.

         "Otoparktaki görevli çocuklar bana geçen hafta turnuvayı kazandıktan sonra yanına bir kadının geldiğini ve onunla konuştuğunu söylediler" dedi.

         De Vincenzo evet anlamında başını salladı.

         "Evet" dedi görevli, "Sana bir haberim var. O kadın bir sahtekardır. Üstelik hasta bir çocuğu da yok. Seni fena halde kandırmış arkadaşım. "

         De Vincenzo, " Yani ortada olumu bekleyen bir bebek yok mu? "dedi.

         "Hayır, yok" dedi görevli.

         "İşte bu, bu hafta duyduğum en iyi haber." dedi gözleri dolarak.

       Aynı pencereden dışarı bakan iki adamdan biri sokaktaki çamuru, diğeri ise gökteki yıldızları görür.
:smt051
size=18]• Madam Erica • [/size]

Çevrimdışı belalim

  • Forum Üst Yetkilisi
  • Kıdemli Üye
  • ****
  • İleti: 5044
    • E-Posta
Ders alınacak yazılar
« Yanıtla #74 : Nisan 21, 2007, 04:34:52 ÖS »
Uzun yıllar önce Çinde Li-Li adli bir kız evlenir ve aynı evde kocası ve kaynanası ile birlikte yaşamaya başlar. Lakin kısa bir süre sonra kayınvalidesi ile geçinmenin çok zor olduğunu anlar. Ikisinin de kişiliği tamamen farklıdır. Bu da onların sık sık kavga edip tartışmalarına yol açar. Bu, Çin geleneklerine göre hoş bir davranış değildir ve çevrede tepkiyle karşılanır. Birkaç ay sonra bitmez tükenmez gelin - kaynana kavgalarından ev, o ve eşi için cehennem haline gelmiştir.

Artık bir şeyler yapmak gerektiğine inanan genç kadın, doğru babasının eski bir arkadaşı olan baharatçıya koşar ve derdini anlatır. Yaşlı adam ona bitkilerden yaptığı bir ekstre hazırlar ve bunu 3 ay boyunca her gün azar azar kaynanası için yaptığı yemeklerin içine koymasını söyler. Zehir az az verilecek, böylece onu gelininin öldürdüğü belli olmayacaktır. Yaşlı adam genç kıza kimsenin ve eşinin şüphelenmemesi için kaynanasına çok iyi davranmasını ona en güzel yemekleri yapmasını söyler. Sevinç içinde eve dönen Li-Li, yaşlı adamın dediklerini aynen uygular. Her gün en güzel yemekler yapıyor. Kaynanasının tabağına azar azar zehiri damlatıyordu. Kimseler şüphelenmesin diye de ona çok iyi davranıyordu.

Bir süre sonra kayınvalidesi de çok değişmişti ve ona kendi kızı gibi davranıyordu. Evde artık barış rüzgarları esiyordu. Genç kadın kendisini ağır bir yük altında hissetti. Yaptıklarından pişman bir vaziyette baharatçı dükkanının yolunu tuttu ve yaşlı adama şu ana kadar kaynanasına verdiği zehirleri onun kanından temizleyecek bir iksir yapması için yalvardı. Yaşlı kadının ölmesini artık istemiyordu. Yaşlı adam yaşlı gözlerle karşısında konuşup duran Li-Li'ye baktı ve kahkahalarla gülmeye basladı: "Sevgili Li-Li dedi, sana verdiklerim sadece vitaminlerdi. Olsa olsa kayınvalideni sadece daha da güçlendirdin hepsi bundan ibaret. Gerçek zehir ise senin beyninde olandı. Sen ona iyi davrandıkça o da dağıldı ve yerini sevgiye bıraktı; böylece siz gerçek bir ana-kız oldunuz." dedi. Eski bir Çin atasözü şöyle der: "Gül verenin elinde gül kokusu kalır. Tatlı dil ve güler yüzün açamayacağı kapı yoktur.