Gönderen Konu: Ders alınacak yazılar  (Okunma sayısı 11165 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Deviltry

  • Üye
  • **
  • İleti: 126
    • E-Posta
Ynt: Ders alınacak yazılar
« Yanıtla #375 : Haziran 24, 2010, 01:04:10 ÖÖ »
Nazım Hikmet ve Necip Fazıl Ramazan ayında arabayla gidiyorlarmış..

Tabi Necip Fazıl oruçlu ama Nazım... Hikmet değil

Nazım Hikmet Necip Fazıl ile dalga geçmek için yolun
kenarındaki zayıf bir ineği işaret ederek Necip Fazıl'a
demiş ki:

-'Şunun haline bak,oruç tutmaktan ne hale gelmiş' demiş

Tabi Necip üstad altta kalırmı hemen cevabı yapıştırmış:

-'Aaa Nazım sen bilmiyormusun HayvanLar oruç tutmaz

Çevrimdışı Bloodlust

  • Üye
  • **
  • İleti: 279
  • Thief*
    • E-Posta
Ynt: Ders alınacak yazılar
« Yanıtla #376 : Ağustos 22, 2010, 04:34:47 ÖÖ »

"SENİN RUHUN BENİM RUHUMUN ÖNÜNDE DİZ ÇÖKER TÖVBE İSTER"!..

nihat doğan.
Bak abi senle sorunum yok birtek mali ve ozan abiyle sorunum var ama hepiniz düşman oldunuz . Serverde kimseyle kötü olmak istemiyorum biz yolumuza bakalım iyi çalmalar

Çevrimdışı Arcane Kenks

  • Üye
  • **
  • İleti: 713
  • Legend Craft'Lover..
    • E-Posta
Ynt: Ders alınacak yazılar
« Yanıtla #377 : Ekim 14, 2010, 11:55:03 ÖÖ »

İstanbul'daki Semt Adları Nereden Geliyor
İstanbuldaki her semtin adı durduk yere konulmamış, hepsinin ayrı bir hikayesi ayrı bir anlamı var. Buyrun başlayalım... Aksaray: Fatih’in sadrazamı İshak Paşa, İç Anadolu Bölgesi’ndeki Aksaray’ı ele geçirdikten sonra orada yaşayan bölge insanlarını bugünkü Aksaray semtinin bulunduğu yere gönderir. Aksaraylılar da semte adlarını verirler. Ahırkapı: Marmara Denizi’nin kıyısında yer alan yedi ahır kapısından ..
The Craft Lover's

Çevrimdışı Arcane Kenks

  • Üye
  • **
  • İleti: 713
  • Legend Craft'Lover..
    • E-Posta
Ynt: Ders alınacak yazılar
« Yanıtla #378 : Ekim 14, 2010, 11:56:15 ÖÖ »
Kıbrıs Barış Harekâtı, 20 Temmuz 1974 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Garanti Anlaşması’nın III. maddesine istinaden gerçekleştirdiği askerî harekâtın adıdır.

1571′de Osmanlı yönetimi Kıbrıs’ta yer aldı. Daha önce Ada’da Venedikliler egemendiler. Osmanlı yönetimi, Venedikliler’in elindeki mülkü Rum Ortodoks Kilisesi’ne aktardı. Kiliseye geniş yetkiler verdi. Böylece Rum kilisesine ve toplumuna güç geldi. Giderek bu güç Türkiye’den gelip yerleşen Türkler’e karşı kullanılacaktı.

1878’de Rusya karşısında zor durumda kalan Osmanlı, Kıbrıs’ın yönetimini geçici olarak İngiltere’ye verdi. Birinci Dünya Savaşı’nda da İngiltere, Kıbrıs’a el koydu.

Kıbrıs adası resmen 1924′ de Türkiye nin kuruluş anlaşmaları olan Lozan antlaşmasında Büyük Britanya toprağı olmuştur. Türkiye o günün şartları gereği Kıbrıs adasının üstündeki İngiliz egemenliğini resmen kabul edip altına imza atmıştır.

1950’lerin sonlarında bağımsızlık hareketi başladı ve uluslararası anlaşmalara dayanan bir Türk-Rum Ortak Devleti kuruldu. Fakat Rumlar böyle bir Ortak Devlet’e razı olmadılar. Kıbrıs’ın tüm yönetimine kendileri el koyma yoluna gittiler; anlaşmaları, uluslararası anlaşmaları çiğneyerek ve Anayasayı çiğneyerek ve soykırımla Türkler’e saldırılarda bulunarak, Rumlar, 1963 yılında Ortak Devlet’i yıktılar.

Zürih Antlaşması (11 Şubat 1959)
Madde 3: Bu Antlaşma hükümlerinin herhangi birinin ihlali (çiğnenmesi) halinde Yunanistan, Türkiye ve İngiltere bu hükümlere saygıyı sağlamak için gerekli girişimlerin yapılması ve önlemlerin alınması maksadıyla aralarında danışmalarda bulunmayı üstlenirler. Üç garantör devletten biri, birlikte veya birbirlerine danışarak (işbirliği halinde) hareket etmek olanağı bulunmadığı taktirde, bu antlaşmanın oluşturduğu durumu (state of affairs) münhasıran yeniden oluşturmak gayesi ile hareket etmek hakkını korumaktadırlar.

Atina Yüksek Mahkemesi 21 Mart 1979 tarihinde aldığı kararla Türkiye’nin müdahalesinin, Garanti Anlaşması’nın IV. maddesine göre yasal olduğunu onaylamıştır. Avrupa Konseyi de 29 Temmuz 1974 tarihinde almış olduğu 873 sayılı karar ile Türk müdahalesinin yerinde olduğunu kabul etmiştir.

Birinci Barış Harekatı

5 Temmuz 1974′te Türkiye, Yunanistan ve İngiltere dışişleri bakanları I. Cenevre Konferansı çalışmalarına başladı. 30 Temmuz’da sona eren konferansta Türk tarafının istekleri doğrultusunda: ‘Ada’da bir güvenlik bölgesinin kurulması, Rum ve Yunan işgalindeki Türk bölgelerin derhal boşaltılması, esir durumda olan asker ve sivillerin mübâdele edilmeleri veya serbest bırakılmaları, barışın sağlanması ile birlikte anayasaya uygun bir hükûmetin yeniden kurulmasının temini, Kıbrıs Cumhuriyeti’nde Kıbrıs Türk Toplumu ile Kıbrıs Rum Toplumu olmak üzere iki otonom idarenin mevcûdiyeti’ kabul ve ilan edildi.

Başbakan Bülent Ecevit, adada gelişmelerin kötüye gitmesi sebebi ile diplomatik görüşmeler yapmak üzere Londra’ya gitti. Acil olarak toplanan TBMM, Hükümete genel savaş açma yetkisi verdi. 14 ilde sıkıyönetim ilan edildi.

20 Temmuz 1974 sabahı uçakların bombardımanından sonra Türk ordusu 6:15′ten itibaren havadan indirme ve denizden çıkarma başladı. Denizden çıkarma Karaoğlanoğlu plajına yapılmıştır. Rumlar, Türkiye’nin 1963 ve 1967′deki gibi adaya müdahale edemeyeceğini düşünmüş bu yüzden ilk başta etkili müdahale edememişlerdir. Ancak akşama doğru karşı harekata başlamışlardır.

Bu karar, İngiltere ve Yunanistan Büyükelçilerine bildirildiği gibi Ankara’da bulunan ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Sisco’ya da iletildi. Pakistan, Afganistan ve İran Türkiye’ye yardım sözü verdi. Libya Devlet Başkanı Kaddafi ihtiyaç duyulan tüm askerî mühimmatların kullanılabileceğini bildirdi. Bunun yanında Suudi Arabistan da 1.5 milyar dolarlık petrol ile 1 milyar dolar nakit para hibe etmiştir.

Türk kuvvetleri 22 Temmuz’da Girne’yi ele geçirdi. Türk paraşütçüleri Kıbrıs’ın başkenti Lefkoşa’nın Türk kesimine indi. Yunan birliklerinin Ada’da garantör olarak bulunan Türk birliğine saldırması ise, çarpışmaların Ada geneline yayılmasına neden oldu. 22 Temmuz akşamı Türkiye, BM Güvenlik Konseyi’nin ateşkes kararını kabul etti. Türk müdâhalesi sonucu Yunanistan’daki cunta idaresi ve Kıbrıs Nikos Sampson Hükûmeti de yıkılmıştır.

İkinci Barış Harekatı; “Ayşe Tatile Çıksın”

Ancak 8 Ağustos’ta II. Cenevre Konferansı’nın yapılmakta olduğu zamanda Türklerin ‘iyi niyet jesti’ olarak Limasol ve Larnaka civarında bir miktar köyü boşaltmış olmalarına rağmen, Millî Muhâfız Alayı ve EOKA-B işgal ettikleri yerleri tahliye etmedikleri gibi ellerindeki esirleri de serbest bırakmamışlardır.

Cenevre konferansına katılan Dışileri Bakanı Turan Güneş anlaşmanın mümkün olmadığı anlamına gelen Ayşe Tatile Çıksın” parolasını Başbakan Bülent Ecevit’e bildirmiştir. ‘Ayşe’ Turan Güneş’in kızı (sonraki Ayşe Güneş-Ayata)’nın adıdır.

Bunun üzerine 13 Ağustos’ta Türk birlikleri tekrar ilerlemeye başlamış ve 16 Ağustos’ta Lefke ve Magosa’nın kurtarılmasıyla sona eren üç günlük II. Barış Harekatı’nı gerçekleştirdi.

Apar topar ülkeye dönen Başbakan Bülent Ecevit, Milli Selamet Partisi kanadına ateşkesi kabul etmemeleri halinde hükümetin bozulacağını ifade etti. Bu ateşkes ile Erbakan’ın planı hayata geçmemiş oldu. Harekât neticesinde bir taraftan Magosa’ya diğer taraftan Lefke’ye varılarak Türk tarafının sınırları çizildi. İki harekatta toplam 498 Türk askeri, 70 Kıbrıslı Mücahit ve 270 Kıbrıs Türk’ü şehit oldu.
The Craft Lover's

Çevrimdışı Arcane Kenks

  • Üye
  • **
  • İleti: 713
  • Legend Craft'Lover..
    • E-Posta
Ynt: Ders alınacak yazılar
« Yanıtla #379 : Ekim 14, 2010, 11:57:33 ÖÖ »

Kadinların Düğmeleri Neden Solda?
Erkeklerin tüm giysilerinde düğmelerin sağda olmasının sebebi, insanların daha çok sağ ellerini kullanmalarıdır. Sağ elini kullanan bir insan için, sağdaki bir düğmeyi, soldaki bir iliğe geçirmek daha kolaydır. Şaşırtıcı olan kadınların düğmelerinin solda olmasıdır. Çünkü kadınların çoğunluğu da, daha çok sağ ellerini kullanmaktadır. Kadınların düğmelerinin solda olmasıın nedeni çok eski yıllara dayanıyor. Giys...
The Craft Lover's