Gönderen Konu: komik yazı  (Okunma sayısı 84 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Bora__

  • # Yörünge Dışı
  • Üye
  • **
  • İleti: 53
komik yazı
« : Ağustos 25, 2007, 08:21:33 ÖÖ »
Amerikan filmlerindeki ortak ilginç özelliklere hiç dikkat ettiniz mi?


Başbakan Ecevit, dış destek aramak için İngiltere'yi ziyarete gitmiş.

Ziyareti sırasında Kraliçe tarafından çay içmeye davet edilen Ecevit, kraliçeye kendi liderlik felsefesinin ne olduğunu sormuş.

Kraliçe de 'çevremi akıllı insanlarla doldurmak' cevabını vermiş.

Ecevit bunun üzerine kraliçeye çevresindeki insanların akıllı olup olmadıklarını nasıl ayırt ettiğini sormuş.

Kraliçe, 'onlara doğru soruları sorarak ayırt ediyorum' diye yanıtlamış ve 'izin verin göstereyim' demiş.

Hemen Tony Blair'ı aramış ve 'Sayın Başbakan, lütfen bu soruya cevap verin' demiş:
 Karikatür arşivi


 

"Annenizin bir çocuğu var, babanızın bir çocuğu var ve bu çocuk sizin ne kız ne de erkek kardeşiniz. Kimdir bu?

" Tony Blair 'bu benim' diye yanıtlamış.

Kraliçe 'doğru, teşekkürler, iyi çalışmalar sir Blair' demiş.

Ecevit, 'majesteleri, çok teşekkür ederim, bu metodunuzu kesinlikle kullanacağım' diyerek oradan ayrılmış. Yurda dönüşünde hemen Hüsamettin Özkan' ı çağırmış.

"Hüsamettin, sana soracağım bir soruyu cevaplamanı istiyorum" demiş. Özkan cevap vermiş: "Tabii efendim, nedir?

" Ecevit: "Annenin bir çocuğu var, babanın bir çocuğu var, ve bu çocuk senin ne kız ne de erkek kardeşin. Kimdir bu?"

Hüsamettin Özkan sağa bakmış sola bakmış düşünmüş taşınmış ve en sonunda: "Efendim bunu biraz düşünüp sonra size cevap versem?" demiş.

Ecevit kabul etmiş ve Hüsamettin Özkan vakit kaybetmeden Bakanlar Kurulu'nu toplantıya çağırmış. Saatlerce bu soru üzerinde düşünmüşler, ama kimse bir cevap bulamamış.

En sonunda Hüsamettin Özkan işlerinin yoğunluğu nedeniyle toplantıya katılamayan Kemal Derviş'i aramış ve durumu açıkladıktan sonra:

"Annenizin bir çocuğu var, babanızın bir çocuğu var, ve bu çocuk sizin ne kız ne de erkek kardeşiniz. Kimdir bu??" Derviş 'bunda bilemeyecek ne var, tabii ki benim!' diye yanıtlamış.

Cevabı alan Özkan hemen Ecevit'i aramış: Cevabı buldum efendim, kim olduğunu biliyorum, Sayın Kemal Derviş! ".

Ecevit büyük bir hayal kırıklığıyla cevap vermiş: "Yanlış cevap verdin!

Doğru cevap Tony Blair idi"...




Arkadaşlarla yemek yiyecektik. Lokantaya gittiğimde henüz kimse yoktu. Bir
süre
sonra kalabalık bir grup halinde geldiler. Öpme faslında o sırada sipariş
almak
üzere bekleyen garsonu da öpmüştüm! Tabii kahkaha tufanı kopmuştu. İşte o an
benim bittiğim andır haydar Abi.

Gece otobüsle İstanbul'dan İzmir'e gidiyordum. Yanımda oturan da benim gibi
iri
kıyım olunca komple vücut teması oldu. Gecenin ilerleyen saatlerinde, ikimiz
de
uyumuşken, yanımdaki yolcu birden sıçradı. Karımdan alışık olduğum için,
'Geçti
bitanem. Ben yanındayım, yok bir şey' deyiverdim! Adam gözlerini aralayıp
dehşetle bana bakmıştı. İşte o an benim bittiğim andır haydar Abi.

6 yaşındayken komşu ablaya izlediğim çizgi filmi anlatıyordum. Babası da
yanımızda oturuyordu. Çocuk salaklığıyla, gorilleri anlatırken, 'Böyle böyle
göğüslerine vuruyorlardı abla. Hem de göğüsleri seninkilerden daha büyüktü'
demiştim! Yıllar sonra bizi ziyarete geldiklerinde adam bunu hatırlattı.
İşte o
an benim bittiğim andır haydar Abi.


 Karikatür arşivi


 

Dünyanın parasını verip aldığım yırtık model jean pantolonumu giymiş
sevgilimle
dolaşıyorduk. Babamla karşılaştık. Bacaklarıma doğru aşağılayıcı bir şekilde
bakıp, 'Hayrola, mahallenin köpekleri kovaladı galiba' demişti! İşte o an
benim
bittiğim andır haydar Abi.

Üniversite yıllarım. Kulak rahatsızlığımdan dolayı hastaneye gitmiştim.
Doktor
muayene esnasında rahat olmam için benimle sohbete başladı. 'Öğrenci misin?'
'Evet.' 'Hangi üniversite?' 'Uludağ.' 'Ben de oradan mezun oldum. Hangi
bölümde
okuyorsun?' 'İşletme' dedim ve bombayı patlattım: 'Siz hangi bölümden mezun
oldunuz?' 'Sence?' İşte o an benim bittiğim andır haydar Abi.

Sabah ofiste telefonla konuşuyordum. Telefonu omuzumla başımın arasına
sıkıştırmıştım. Elimin birinde cep telefonu, diğerinde poğaça vardı. Cep
telefonumu şarj etmek isterken şarj aletinin ucunu birden poğaçaya soktum!
Gören
oldu mu diye kafamı çevirince de müdürümle göz göze geldim. Sırıtıyordu.
İşte o
an benim bittiğim andır haydar Abi.

Lise 1. sınıftaydım. Kimya dersinde "ısınan maddeler genleşir" konusunu
anlatan
hocamız, 'Örneğin pirinç' deyince atladım: 'Haklısınız hocam yaa! 2 bardak
pirinci ısıtınca koca bir tencere pirinç pilavı oluyor.' Hoca, 'Oğlum bu
yemeklik pirinç değil, metal olan pirinç' deyince bütün sınıf gülmekten
yerlere
yatmıştı. İşte o an benim bittiğim andır haydar Abi.

Yirmili yaşlarım. Çok romantik bir sahneydi. Sevgilim kucağıma başını
koymuş,
ben de saçlarını okşuyordum. Birden başını kaldırdı, 'Pantolonunun yıkanma
zamanı gelmiş' dedi! İşte o an benim bittiğim andır haydar Abi.

Eve gitmek üzere Bakırköy dolmuşu bekliyordum. Sigaramın kalmadığı aklıma
gelince önünde durduğum Tekel bayiine girecekken minibüs geldi. Apar topar
bindim. Şoföre parayı uzatıp, 'Bir Monte Carlo' dedim! Adam birkaç saniye
yüzüme
bakıp, 'Abi bu Bakırköy'e gider' diye cevap verdi! İşte o an benim ve
şoförün
bittiği andır haydar Abi..





























Şeker Hoca', bir alem hoca: 'Peygamberimiz yaşasaydı cipe binerdi;
zaten

devenin de iyisine binmiş'

Teravih namazına eli boş gelen kadınlara, 'Seda Sayan'ın programına
börek
çörek yapıp gidersiniz, buraya eliniz boş geliyorsunuz' diye takılıyor.
Söylediklerini oya sunuyor, cuma namazının farzını kıldırıp,
memleketin
330 milyar dolar borcu var, hadi şimdi gidip çalışın' diye cemaati
işlerinin başına gönderiyor. O, Malatya'nın ünlü Şeker Camii'nin 29
 yıllık
Şeker Hoca lakaplı imamı Celal Tilgen.
Basın Yayın Halkla İlişkiler mezunu. Yaşını sorduğunuzda, '52 modelim'
diyor. Onunla görüşüp dönerken anlattığı bazı hikáyelere hálá
gülüyorduk.
n Sizin cemaatiniz camiden taşıyormuş. Nedir bu işin esbabı mucibesi?
- Zebanilerden, cehennemde kaynayan kazanlardan, cehennem ateşinde
yananlardan bahsetmem. Cami korkutma değil, sevdirme yeridir. Adam
camiye
zaten dert, ıstırap içinde geliyor. Bir de cehennemden mi bahsedeceğiz?
n Camide promosyon uygulamanız varmış.
 
 Karikatür arşivi


 


- Gelenleri caminin monoton havasından kurtarmak lazım. Camiye gelen
çocuklara camiyi sevdirmek gerekir. Onlara sorular soruyorum, bilseler
de
bilmeseler de şehirlerarası bilet, çeyrek, cumhuriyet altını veriyorum.
n Cemaatiniz sadece erkekler mi? Kadınlar yok mu?
- Kadınlar özellikle teravih namazına gelirler. 'Seda Sayan'ın
programına
börekli çörekli gidersiniz, buraya eliniz boş gelirsiniz' diye
takılırım.
Kadınları camiden uzaklaştırmak için bir dolu safsata uydurmuşuz. Niye
kadınlar cuma'ya gelmesin, cenazede saf tutmasınlar. Hacda herkes
namazı
karışık kılıyor. Niyetin bozuk olduktan sonra Kábe'de de niyetin
 bozuktur.

AYAKKABILARIN KASKOSU VAR

Camilerde niye sürekli ayakkabılar çalınır?

- Bizde ayakkabılar kaskoludur. Ayakkabısı çalınana ayakkabı alıyorum.
n Hep böyle grand tuvalet mi giyinirsiniz?
- İslam dini cüppe, sarık, takke ve tespihten ibaret değildir.
Peygamberimiz sıcak iklimde yaşadığı için entari giyinmişti. Kutuplarda
yaşasa öyle mi giyinecekti? Hayatta olsaydı, en şık kıyafetleri giyer,
en
lüks ciplere binerdi. Zaten zamanında en iyi deveye binermiş.

n Türkiye'de gereğinden fazla cami yok mu sizce?

- Memlekette cami enflasyonu var, yurt yapalım deyince 'sen ne biçim
hocasın, camiye karşısın' diyorlar. Sadece cami yapmakla iyi Müslüman
olunmaz. İlimde ne kadar ilerlemişsek, ne kadar ormanımız varsa, o
kadar
iyi insan, o kadar iyi Müslümanız.

AL SANA GÖBEK VER BANA BEBEK
 
 Hurafeler ve batıl inançlara niçin bu kadar itibar ediliyor?
- Şiddetle karşıyım. Gidiyorlar türbelere çaputlar bağlıyorlar, 'Al
sana
göbek, ver bana bebek' bunlarla uğraşıyorlar. Malatya'da Keşaf Baba
 Türbesi
var. Bir baktım kadınlar türbenin etrafında neredeyse içki kokteyli
yapıyorlar. Yakını içki içen elinde viski, şarap, rakı ne varsa mezara
getirmiş. Şimdi bu adam kalksa bunları kovalasa hakkı değil mi? Bunlar
 dini
takvim yapraklarında, cami duvar diplerinde öğrendikleri için oluyor.
n Allah bilir sizin internet siteniz de vardır.
- Cemaate www.celalhoca.com.tr'ye <http://www.celalhoca.com.tr'ye>
girin
 sorular sorun dedim. Cemaat
araştırmış, 'Hocam bulamadık' dediler. Fazla 'w' yazmış Akbank'la
karıştırmışsınızdır o zaman dedim. Sitem yok, espri yapmıştım. Ama
hazırlıkları yapılıyor, yakında olacak.

n Cuma namazının farzını kıldırıp cemaati gönderdiğiniz oluyormuş,
niye?

- En önemli ibadet çalışmaktır. Bu memleketin 330 milyar dolar borcu
var.
Namazın farzını kıldıktan sonra, hadi şimdi gidin çalışın memleket
 düzlüğe
çıksın diyorum. Haccın farzı da bir kezdir. Memlekette çöpten ekmek
toplayan insanlar azalınca ister 5, ister 10 kez gitsinler.

n Sizden rahatsızlık duyanlar yok mu?

- Neşeli şeyler anlatıyorum diye çok tepki verdiler. Dini preslemişler,
preslemişler monoton hale getirmişler. İslam dini güleryüzlü bir din
ama
biz namazı bile somurtarak kılıyoruz.

Cemaate galoş giydirecek

Ben Şeker Camii'ne yalınayak gelinmesini yasakladım. Ayağında mantar,
egzama, başka bir hastalık olabilir. İnsanlar o ayaklarla basılan yere
secde ediyorlar. Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı'na cemaate galoş
giydirelim dedim. Henüz alamadım ama 1000 tane alıp koyacağım camiye.

ÖZAL AİLESİNİN İMAMLIĞINI YAPTI

Sabah namazı için camiye gelmiştim. Üstünde hırka olan birini gördüm
ama
çok karanlıktı kim anlayamadım. Kimsiniz dedim, Turgut Özal'ım dedi. O
sırada başbakandı. Korumalarını atlatıp gelmiş. Annesi Hafize Hanım'la
tanıştırıp aile imamları olmamı, dini konularda onları yönlendirmemi ve
yılda 5 kez hatim indirmemi istedi. Babam için bile beş kez hatim
indirmiyorum, ancak bir kez yapabilirim dedim. Peki ben öldükten sonra
mezarıma beş yıl boyunca gelip dua okur musun dedi, 'Ya Amerika'da,
Arabistan'da ölürseniz, nasıl geleyim' dedim onu da kabul etmedim. Ama
 dört
yıl boyunca Özal ailesinin aile imamlığını yaptım.

Şeker Hoca maceraları

CAMİDE REKLAM BÖYLE OLUR

Cami yeni yapıldığı zaman dört avize gerekiyordu. Halde çalışan birine
 'Sen
camiye avizeleri getir, ben senin reklamını yapayım' dedim. Cami
doluyken
cemaate, namazın farzı kaç diye sorsam aranızda bilen olur, bilmeyen
 olur.
Hadi ondan da vazgeçtim, abdestin farzını sorsam onu da bilen olur,
bilmeyen olur. Ama kaliteli, ucuz sebze ve meyvenin hal binası No.47
 Şahin
Topaloğlu'nda satıldığını bilir oraya gidersiniz dedim. 15 gün sonra
avizeleri getirdi, hocam gelen giden benim dükkanı soruyor, caminin
başka
bir ihtiyacı var mı, diye sordu.

RADARA YAKALANDIM

Dünya kupası maçıydı. Birkaç rütbeli kişi teravih namazını da, maçı da
kaçırmak istemiyorlardı. Hocam ne yapacağız diye sordular. Teravihe
gelin
hızlı kıldırıp sizi maça yetiştiririm dedim. Birkaç rekatı hızlı hızlı
kıldırdım. Sonra biraz rolantiye almışım. Maça geciktiler. Hocam ne
 yaptın?
İyi gidiyordun sonra yavaşladın dediler. Yahu radara yakalandım.
 Görmediniz
mi cemaatin arasında Malatya Müftüsü vardı dedim. Kaynak:Şermin SARIBAŞ

HÜRRİYET
03/10/2004 13:00

« Son Düzenleme: Ağustos 25, 2007, 08:23:15 ÖÖ Gönderen: Bora__ »