Celebriän genç bir kızdı; ya da sadece insanlar onu öyle görüyorlardı. Yüzüne baktığınızda bu yüzün asırlar gördüğünü anlayabiliyordunuz. O bir elfti: Hem de ‘High Elf’! Ama bunu pek umursamazdı. İnsanları ve aralarında gezmeyi severdi. Anárion ailesi kızları için çok endişeliydi; bir insanı sevmesinden korkuyorlardı.
Korkuları çok geçmeden gerçekleşti. Kızları Celebriän bir madenci olan Stallenger’a aşık oldu. Genç adamda ona aşıkmış gibi gözüküyordu. Ailesi önceleri buna karşı çıktı fakat sonunda kızlarnın Stallenger’a ölesiye aşık olduğunu anladılar ve ikisi evlendi.
Celebriän Stallenger’a insanların arasında, Britanya’da yaşamak için ısrar ediyordu, Stallenger ise insanların arasında kalmaktan bıktığını, sessiz, sakin bir yerde yaşamak istediğini söylüyordu. Sonunda ailesinin kurduğu Anárion şehrinde yaşamaya karar verdiler. Bir çocukları oldu; annesine pek benzemeyen ve ismi bugünlerde hiç kimse tarafından hatırlanmayan bir çocuk... Çocuk, koyu tenliydi. Annesi ona ‘Dark’ diyordu. Dark’la ailesi 3 yıl boyunca mutlu bir hayat yaşadılar.
Çok geçmeden Stallenger gerçek yüzünü göstermeye başladı. Anárion ailesi ona değerli eşya verdikçe o daha çok istemeye başladı. Celebriän’la bir gece bu nedenden dolayı kavga ederler ve tartışmanın sonunda Celebriän Stallenger’ı terk etmeye karar verir. Babasına Stallenger’ı şehirden atmasını istemeye gider. Daha yola bile çıkamadan Stallenger boğazını keser. Karısının servetini kaybedemezdi. Celebriän’ın cesedini yukarıya çocuğnun yanındaki yatağa taşıdıktan sonra evdeki bütün değerli eşyaları toplayıp dışarıya çıkar.
Şehrin nöbetciler tarafandan korunan kapısına doğru yönleldi. Nöbetçileri atlatmak için bir neden arıyordu ve şehrin girişini koruyan nöbetçiler nereye gittiğini sordular (elfler ona asla güvenmemişti). O da annesinin hastalandığını acilen gitmesi gerektiğini söyledi. Nöbetçiler ona güvenmiyordu; buna rağmen kapıyı açmak zorundaydılar; liderlerinin damadıydı ne de olsa. Stallenger gitti ve bir daha dönmedi.
Sabah ailesi Celebriän’dan hiç ses çıkmayınca eve gitmeye karar vermişlerdi. Kapı kilitliydi. Bu vakte kadar uyuyor olamazdı Celebriän pek uyumayı seven biri değildi. Kapıyı kırıp içeri girdiler ve üst kata çıktılar ve gördükleri manzara karşısında şok oldularr. Dark kanlar içindeki annesini uyandırmaya çalışıyordu; o da kanlar içinde kalmıştı.
Yıllar geçer ve olaylar unutulur. Bunu tek unutmayan Dark idi. O annesinin aksine insanlardan nefret ediyordu; zayıflıklarından ve hırslarından... Babasını bulup öldürmeye yemin etmişti. Dark büyük babasından çok iyi bir büyücülük eğitimi almıştı ve iyi bir simyagerdi. Çok geçmeden bir gece elf şehrini terk etti ve bir daha geri dönmedi. Şehir şehir dolaşıp babasını arıyordu. Gezdiği şehirlerde gizlice büyük katliamlar yaptı. Aranan bir katil olmuştu ama kimse onu yakalayamıyordu. Sonunda babasını bulmıştu; ondan Britanya’nın dışında çok büyük bir kalede yaşayan burnu havada bir zengin olarak bahsediyorlardı. Gidip onu görmeye karar vermişti. Kaleyi koruyan askerleri görünce büyülü sözler mırıldanmaya başladı. Onu gören askerler üzerine yürür ve henüz ona dokunamadan havaya uçarlar.Evdeki herkesi öldürdü. Sonunda sıra babasına gelmişti. Stallenger uykusundan uyandı ve karşısındaki genç adama baktı. Stallenger “muhafızlar” diye bağırdı ama kimse gelmedi. Dark haince güler. Ona annesinden bahseder. Stallenger’ın yüzü sararmıştı ve Dark karşısındaki adamın babası olduğunu anladı. Dark ona bir süre işkence yaptı. Sonunda babasının ayaklarnın içine patlayıcılar yerleştirdi, ardından da bütün eve...Ona son bir kez bakıp dışarıya çıktı. Çıktıgında büyüyle patlaycıları patlattı. Böylece annesinin intikamını almış oldu.
Herkes eskilerden birşeyler koydu bende koyum dedim.İlk hikayem.
