Gönderen Konu: Bir Elf-Kutsal Çocuk  (Okunma sayısı 558 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı #Kurtay

  • # Yörünge Dışı
  • Üye
  • **
  • İleti: 924
  • ,
    • E-Posta
Bir Elf-Kutsal Çocuk
« : Ağustos 13, 2008, 12:19:48 ÖÖ »
BÖLÜM 1



Daha yeni doğduğu günlerde,onda bir güç olduğunu fark etmişlerdi.Annesi Kaender doğum sancıları yaşamaya başlayınca kocası Tin koşup köyün rahibesine haber verdi.İçindeki heyecanla rahibeyi kolundan tutup Şamanların şaşkın bakışları arasında eve götürdü.Rahibe eve girince olanları anladı.
Bundan yarım saat sonra bebek dünyaya geldi.Tin sesleri duyunca karısının yanına koştu.Daha ilk çocuğunu eline alıyordu.Etraftakilere baktı.Herkesin yüzünde bir tebessüm vardı.Ama bir sorun vardı:Çocuğun adını düşünmemişlerdi.
Bu sorun Tinin aklına takıldı.Bunu o gece düşünecekti.Bebeği Kaendere bıraktı ve rahibenin yanına gitti:
Rahibe: Bu çocuk& Bilemiyorum&
Tin: Ney? Anlamıyorum&
Rahibe: Sanki Yüce Züle göstermek iyi bir fikir olabilir.
Tin: Kutsal yer perisi Züle mi?
Rahibe: Evet& Ona&
Tin: Peki ama neden? Ne gereği var ki?
Rahibe: Bu çocuk özel olabilir&
Tin: Nasıl özel?
Rahibe: Bilemiyorum& Derinlerinde bir ateş hissediyorum.Belki Kalenzin yanına kadar bile gidebilir.Yetenekli olabilir...Yani Zülun yanına gitmesi iyi bir fikir.
Tin: Ama Zül Wesmere Ormanlarında yaşıyor. Orası çok uzak.Hem de oraya gitmek çok tehlikeli.
Rahibe: Biliyorum ama bu çocuğun için. Hem yola çıkarken yanına Şamanlarımdan birkaçını koruma olarak verebilirim.
Tin: Tamam öyleyse yarın yola çıkacağız.
Bu konuşmadan sonra rahibe Tinin yanından ayrıldı. Tin de bunları düşünerek karısının yanına gitti. Konuşmalarını ve yarın gideceklerini Kaendere anlattı.Oda üzülerek onayladı ve ikisi aynı anda bebeğe baktı.Hiçbir şeyden habersiz duruyordu.
Akşam olduğunda Tin köyün dışına çıkıp ormanda dolaşıyordu. Ve aklına gelen isim dudaklarından döküldü: Trendil [/color]


Ogame forumlarından alıntıdır.
[/b]
« Son Düzenleme: Ağustos 13, 2008, 12:22:35 ÖÖ Gönderen: #Kurtay »
Hiç sabrın kalmasa bile vazgeçersen kaybedersin!
Bu savaş sonumuz olacaksa dillere destan bir son olmalı.
Saruman Köpek...! :)

Çevrimdışı #Kurtay

  • # Yörünge Dışı
  • Üye
  • **
  • İleti: 924
  • ,
    • E-Posta
Ynt: Bir Elf-Kutsal Çocuk
« Yanıtla #1 : Ağustos 13, 2008, 12:22:18 ÖÖ »
BÖLÜM 2

Evet evet.Trendil.Bebeğin ismi Trendil olmalıydı.Bu ismin nereden geldiğini bilmiyordu ama bu ismin doğru isim olduğuna inanıyordu.
Bir ağacın dibine oturdu ve düşünmeye başladı.Onların yaşadığı köyde kışlar sert geçmezdi. Zaten tüm Güneybatı ormanlarında kış hafif geçerdi.Eee elfler nerede yaşayacağını bilirler.Havanın çok güzel olduğunu düşündü ve etrafına bakındı.Çok büyük bir ormanları vardı.Ormanlarının adı Aethen Ormanıydı.Bir süre bunları düşündükten sonra eve doğru yol aldı.
Eve girdiğinde evde tık yoktu.Daha doğrusu bütün köyde.Elfler geç yatmayı sevmezlerdi.Sıcacık yatığına girdi.Kaender uyumuştu.Oda uykuya daldı.
Sabah kapının tık tık sesleriyle uyandılar.Tin uyku sersemliğiyle kapıyı açtı.Karşısındaki köyün rahibesiyle acemi Şamanlarıydı:
Rahibegroßes Grinsen aha uyanmadınız mı?Kalk gitme vakti geldi.
Tin:Tamam tamam içeri girin dedikten sonra karısına seslendi:
-Kaender Trendili hazırla.
Bunu dedikten sonra herkes ona baktı. Oda çocuğun adını Trendil koyduğunu söyledi.Rahibe bu adın nereden geldiğini sorunca Tin olanları anlattı.Rahibe biraz düşündükten sonra:
-Bu ad yıllar önce yaşamış kahraman bir binbaşının adıdır. Büyük nehirde Wesnoth ile birlikte orklara karşı durduğumuz savaşta yaşamı pahasına Kral Kalenzi korumuştur. Savaşın sonlarına doğru Wesnoth Krallığı süvarileriyle orkları nehrin kuzeyine püskürttüğünde ork suikastçiler son bıçaklarını fırlattılar. Bıçaklardan biri Trendilin omzuna geldi. Bıçaklar zehirli olduğu için rahiplerin uğraşlarına rağmen vefat etti.Onu bir kahraman olarak Kraliyet mezarlığına gömdüler.Şimdi adı Tarih kitaplarına ve Elf Kahramanları kitabına yaızlıyor.
Etrafındakiler bu hikayeyi soluksuz dinlediler ve artık çocuğun özel olduğuna kanaat getirdiler
Bu hikayeyi içerden Kaenderde dinledi. Ardından ağlayarak Trendili anlından öptü. Trendili bir beze sardı.Tin ile rahibelerin yanına getirdi.
Tin bebeği alırken dışarıya baktı. Güneş daha yeni doğuyordu.İçinden tam hareket vakti dedi.
Rahibeden izin isteyip içerde üstünü değiştirdi. Kısa sürede dışarı çıktı.
« Son Düzenleme: Ağustos 13, 2008, 12:23:38 ÖÖ Gönderen: #Kurtay »
Hiç sabrın kalmasa bile vazgeçersen kaybedersin!
Bu savaş sonumuz olacaksa dillere destan bir son olmalı.
Saruman Köpek...! :)

Çevrimdışı #Kurtay

  • # Yörünge Dışı
  • Üye
  • **
  • İleti: 924
  • ,
    • E-Posta
Ynt: Bir Elf-Kutsal Çocuk
« Yanıtla #2 : Ağustos 13, 2008, 12:24:07 ÖÖ »
BÖLÜM 3

Dışarıda Şamanları gördü. Ama rahibe ortalarda yoktu.Şamanlara rahibenin nerede olduğunu sordu.Onlar da:
- Köy evine gitti. Ben gelene kadar bekleyin dedi(köy evi içinde muhtarın ve askerlerin yaşadığı yer.10-11 askerJ)
Ben de Köy Evine gidiyorum diyerek oradan ayrıldı. Köyleri zaten küçüktü.O yüzden evler birbirine yakındı.1 kaç dakika içinde köy evine gitti.Kapıda her zaman olduğu gibi 2 tane elf muhafız vardı.Tini görünce mızraklarını yana çektiler.Tin büyük kapıyı açıp içeri girdi.
İçeride hep garip bir koku olurdu. Ev çok büyük değildi ama içinde 10-15 kişiyi barındırıyordu. İçerideki askerlere rahibenin nerede olduğunu sordu. Onlarda Muhtarın odasında dediler.Tin bu sözün ardından Muhtarın odasına yöneldi. Zaten hemen önündeydi. Kapıyı tıklatıp içeri girdi.İçeriye girdiğinde ikisi de ona bakıyordu.Muhtar buyur otur dedi.Tin onları izleyerek kırık sandalyeye oturdu.
Rahibe: Dediğim gibi 2-3 askere ihtiyacımı var.
Muhtar: Bu çocuğun özel olduğundan emin misiniz?
Rahibe: Emin değiliz ancak öğrenmemiz lazım.
Muhtar: Tamam öyle olsun dedikten sonra içeriye 4 asker çağırdı.
Askerlerden ikisi ok taşıyordu. Biri kılıç, sonuncusu da mızrak.Hepsi ince ve zarif duruyordu.
Muhtar askerlere olayları ve nereye gidecekleri anlattı. Sonra dışarıda beklemelerini söyledi.Aralarında biraz daha konuştuktan sonra 3ü birlikte Şamanların yanına gitti.Son kez eve gidip bebeği aldılar.Tin geri döneceğine söz verip karısını öptü.Ardından yola koyuldular.
Tinin yanında 5 şaman 4 elf askeri birde köyün rahibesi geliyordu.Köyden çıktıktan sonra ormana dalıp kuzeye doğru yürüdüler.Köy artık görülmüyordu.Şafaktan beri yürüyorlardı ve artık şimdi gün batıyordu.Orada küçük bir kamp kurup dinlenmeye karar verdiler.Ağaçlara 2 nöbetçi koydular ve Şamanların koruma dualarını dinlediler.Gece olunca uykuya çekildiler.
Ayakta 2 nöbetçi ile rahibe ve Tin kalmıştı.
Tin: Daha kaç günlük yolumuz var?
Rahibe:2 gün sonra ormandan çıkarız. Ancak asıl yol ondan sonra. Çok yürümemiz gerekecek.Yarın erken kalkıp hemen yola çıkalım.Şafakta yola çıkarsak öğlen Ulu Ağaçların yakınlarında oluruz.Hatırladığım kadarıyla oralarda bir köy olması lazım.Orada dinleniriz.Neyse şimdi yatalım.
Tin de onayladı ve büyük bir ağacın dibine uzanıverdi. Gözünü kapatıp sabahı beklemeye başladı.
« Son Düzenleme: Ağustos 13, 2008, 12:25:00 ÖÖ Gönderen: #Kurtay »
Hiç sabrın kalmasa bile vazgeçersen kaybedersin!
Bu savaş sonumuz olacaksa dillere destan bir son olmalı.
Saruman Köpek...! :)

Çevrimdışı #Kurtay

  • # Yörünge Dışı
  • Üye
  • **
  • İleti: 924
  • ,
    • E-Posta
Ynt: Bir Elf-Kutsal Çocuk
« Yanıtla #3 : Ağustos 13, 2008, 12:24:47 ÖÖ »
BÖLÜM 4

Sabah askerlerden birinin kalk kalk sesleriyle uyanmıştı. Gözünü zar zor açtı.Etrafına bakındı.Karşısında bir asker vardı.Diğer taraftan herkes hazırlanıyordu.Güneşe baktı.Tam öğlen vaktiydi.Anlaşılan epey geç kalmışlardı.O yüzden yolları yarım gün daha uzayacaktı.
Zorlanarak kalktı.Kalkarken bir şeyler söyleniyordu.Uyku sersemi gözleriyle rahibeyi aradı.Rahibe toplanırken Şamanlarla bir şeyler konuşuyordu.Yavaşça rahibenin yanına gitti.
Tin:Geç kaldık galiba
Rahibe:Nöbetçiler uyuyakalmış.Azarladım ama artık iş işten geçti.Çabuk toparlan da yola çıkalım.
Tin:Bunun telafisini gece yol alarak karşılasak olur mu?
Rahibe:Gece tehlikeli olabilir.Çünkü yakında haydut bölgelerine ulaşacağız.Orası bizim için çok tehlikeli.Özellikle de geceleri.O yüzden yolumuz yarım gün daha uzayacak mecburen.
Tin:Tamam öyleyse hemen yola çıkalım geç kalmayalım
Rahibe:Çabuk hazırlanın!! Diye bağırdı.
Tin de yattığı ağacın yanına giderek yanına koyduğu cam su şişesini eline aldı. Çok susadığından şişeyi hemen kafasından aşağı boşalttı.Olduğu yere oturdu.Karısı Kaenderi düşünmeye başladı.Acaba evde ne yapıyordur dedi.Bunları düşünürken aklına Trendil geldi.Trendili Şamanlardan birine bırakmıştı.Hemen yanına gitti.Artık gözlerini açmıştı.Gülümsüyordu.Bebeği şamanın kucağından aldı ve öptü.Onla biraz oyalandı.Bu sırada rahibe geldi ve:
-Haydi artık Tin.Çocuğu Şamanlardan birine ver ve yola koyulalım. Zaten çok geciktik.
Tin ile rahibe önden arkadanda şamanlar geliyordu.savaşçılarda etrafı kolluyarak yola devam ediyorlardı.Bir süre gittikten sonra bir şaman yere düştü ve ayağı çatladı.Enkötüsü bu olmuştu.Hemen oracıkta durdular ve şaman iyileştirmeye çalıştılar.Tin savaşçılara:
-Askerler siz etrafı kollayın.Siz iki okçu ağaca çıkın.Bir sorun olursa bize haber verin.
Askerler Hep Bir Ağızdan:Tamam Tin dediler.
Tin de geri dönüp şamanın yanına gitti.Durumu nasıl diye sordu.Şamanlar etrafına toplanmış büyü yapıyorlardı.Tin bir süre onları izledi.Sonra ok sesleri duydu.Hemen hemen hiç kullanmadığı kılıcını çekip askerlerin yanına koştu.Ok sesleri Şamanların dikkatini de dağıtmıştı.Rahibe ile bir şaman Tinin arkasından gitmişti.
Askerlerin yanına geldiklerinde mızrakçı bacağından bıçaklanmıştı.Karşılarından 10-15 tane hırsız vardı.Tin hemen saldırın emri verdi ve saldırıya geçtiler.Okçuların attığı oklar 2 hırsızı vurmuştu.Elf savaşçı da birini yaralamıştı.Ve Tin de biriyle savaşıyordu.
Bir kenara çekilmiş şaman ve rahibe anlaşılmadık büyülerle savaşçılara,okçulara ve Tine güç kazandırıyordu.Hırsızların sayıları azalmaya başlamıştı ki Tin de yaralandı.Neyse ki yarası hafifti.Okçular o hırsla 2 hırsızı daha vurdular.Rahibe de büyüleriyle bir hırsı yaralamıştı.Savaşçı ise Tini koruyordu.Hırsızlar 5 kişi kaldığında kaçmaya başladılar.Fakat biri kaçarken yere takıldı ve düştü.Onu hemen yakaladılar ve sorguya çekmek için rahibenin yanına getirdiler.Rahibe Tin ile ilgileniyordu.Görünüşe göre omzundan bıçaklanmıştı.
Etrafına bakınıyordu ama pek bir şey göremiyordu.Sonra bunu yapamayacağını anladı ve gözlerini kapattı.
Hiç sabrın kalmasa bile vazgeçersen kaybedersin!
Bu savaş sonumuz olacaksa dillere destan bir son olmalı.
Saruman Köpek...! :)

Çevrimdışı #Kurtay

  • # Yörünge Dışı
  • Üye
  • **
  • İleti: 924
  • ,
    • E-Posta
Ynt: Bir Elf-Kutsal Çocuk
« Yanıtla #4 : Ağustos 13, 2008, 12:26:20 ÖÖ »
BÖLÜM 5
Sabah kılıcın boğazına verdiği acıyla zorunlu olarak uyandı.Gözlerini açtığında etrafının asker kaynadığını gördü.Ama onlar elf ti.Etrafta Şamanlardan da iz yoktu.Onu boynundan tutup kaldırdılar.O anda omzundaki acıyı hissetti.Omzundan vurulduğunu anımsadı.Yavaşça yerinden kalkarken adamların yüzlerine baktı.Evet evet bunlar elf ti..Daha onun bir şey sormasına fırsat vermeden kolunu bağladılar.Omzu zaten acıyordu.Bir de bu acısını artırmıştı.
Kolunu bağladıktan sonra onu yere ittiler.Yerden kalkamadı.Siz kimsiniz diye sinirli şekilde sordu. Ama cümlesini bitirmeden bayıldı.
O bayıldıktan sonra diğerlerini topladılar.Bir tek rahibe direnç göstermişti.O da çocuğu korumak için.Tam onu bağlayacakları sırada garip bir büyüyle önündekini yere serdi.Ağzından bir şeyler mırıldadı ve Trendilin etrafında bir büyü çemberi oluştu.Bir şamana göz kırptı ve yine bir şeyler mırıldandı.O şamanın adı Garl idi.Koşup hemen çocuğu kaptı ve kaçmaya başladı.Önüne gelen elfleri gören rahibe asasıyla çok güçlü bir büyü yaptı.Adamların etrafından çok hızlı bir biçimde 3 tane ışın geçti.Sonra geri dönüp adamlara çarptılar.3ü öldü.Görünürde 6 düşman kalmıştı.Bunu fırsat bilen şamanlar,Rahibenin yanına koştular ve birlikte büyü yapmaya başladılar.Savaşçılardan biri daha öldü bu büyüler sayesinde.
Tam 4e 5 kaldık diyecekken ağaçlardan oklar yağdı ve 3 elf aşağıya atladı.Oklardan biri rahibenin bacağına değdi.Sırtüstü yere düşerken bir çığlık attı:
Rahibe:Lanet olsun bunlar çok fazla!!Ahh!
Şamanlardan Birigroßes Grinsen ayanmamız gerekli.Tin ve diğerlerine haber verelim.
Birisi hemen büyü yaptı ve diğerleri uyandı.Hemen ayağa kalkıp savaşa girdiler.Bu sırada rahibe son gücüyle bir büyü daha yaptı ve 2 savaşçıyı daha öldürdü.Sonra asasını yere vurup bir şeyler mırıldandı ve bir ağaç harekete geçti.Herkes çok şaşırmıştı.Bu ağaç çok yavaştı ama bir savaşçıyı bulduğunda onu hemen yok edebiliyordu.Ve öylede yaptı birisini öldürdü ve savaşa devam etti.
Tin de kalkıp savaşa katılacaktı ki etrafını çevrelediler.Sayıları durmadan artıyordu.Şamanlar da çaresiz kalmışlardı ama sonra kendilerini topladılar.Birleşerek bir büyü yaptılar.Bu büyü sayesinde etraflarında büyülü bir kalkan oluştu.Ardından bir büyü patlamasıyla 3 elf daha öldürüldü.
Yerden kalkan askerler(bizimkiler) saldırıya geçtiler.Biri kalbine ok yedi.Diğerleri de yaralandı.Ancak 2 sini öldürmeyi başardılar.Savaş çok kanlı geçiyordu.Yerler ölü ve yaralı kaynıyordu.
Bu sırada rahibe kendine gelmeye-yavaş yavaş- başlamıştı.Doğrulmaya çalıştı ama yapamadı.Ayağındaki oku acıyla çıkardı ve oraya bir bez bağladı.Şamanların yaptığı kalkanın içinde olduğu için güvendeydi.Şamanlar bir süre sonra onu fark ettiler.Biri hemen yanına koştu ve ona yardım etti.Bir ağacın yanına götürdü.Ayağındaki bezi sıkılaştırdı.Bir şey demesini beklerken sarsıntıyla yere düştü.Anlaşılan kalkan bir şekilde delinmişti.Arkasını döndüğünde gördüki 20 den fazla asker üzerlerine saldırıyordu.Hemen savaşa girdi.Rahibeyi yalnız bıraktı.
Rahibenin umudu artık tükenmişti.Kurtulmalarının şansı çok azdı.Ama yinede direnmelilerdi.Kalktı-zar zor- ve savaşa girmeye hazırlandı.Ama konsantre olamıyordu.Aklı bebekte kalmıştı.Acaba kurtulabilmiş miydi?Şimdi bunları düşünemezdi.Asasını kaldırdı ve uzun süredir hareketsiz kalan ağacı yeniden canlandırdı.Hemen saldırıya geçti.5 kişiyi havaya fırlattı.Fakat birisi onu yakmıştı.Yanarken düşmanların üstüne düştü ve kayıp vermelerini sağladı.
Tin etrafındaki düşmanlardan kurtulabilmek için boş zamanlarını kolluyordu.Zaten yaralıydı.Kahretsin şamanlar onu fark etmemişti.Artık sonunun geldiğini düşündü ve son saldırısını yaptı.Kılıcını kaldırdı ve dönerek saldırıya geçti.1 ini öldürdü 2 sini yaraladı.Birinin de kılıcı yere düştü.Hemen ardından arkasında bir sıcaklık hissetti ve ok sesleri duydu.Bunlar savaşın gürültüsüyle garip bir hal aldı.Kendinden geçmeye başladı.Gözü yavaşça kapandı.Sesler azaldı ve bir süre sonra yere düştü.Artık hiçbir şey duyamıyordu.Sadece çok küçük sesler.Sonra bunlarda duyulmaz oldu ve uykuya daldı.Belki sonsuz bir uykuydu bu.
Hiç sabrın kalmasa bile vazgeçersen kaybedersin!
Bu savaş sonumuz olacaksa dillere destan bir son olmalı.
Saruman Köpek...! :)

Çevrimdışı #Kurtay

  • # Yörünge Dışı
  • Üye
  • **
  • İleti: 924
  • ,
    • E-Posta
Ynt: Bir Elf-Kutsal Çocuk
« Yanıtla #5 : Ağustos 13, 2008, 12:27:11 ÖÖ »
BÖLÜM 6
(15 dakika önce.Çatışmanın olduğu yerin Kuzeyi)

Komutan Glahs yanındaki askere söylenip duruyordu:
-Neden herkes bizi haydut biliyor?Sanki bir şey yapmışız da!
Yanındaki asker konuşmadı.Biliyordu.Her halükarda kızacaktı ona.Ne yapsa yaranamazdı zaten.Kendi kendine konuşsun diye düşündü.Öyle de oldu.:
-Ahh ahh niye ayrıldıysam ordudan.
Bu sırada bir elf:
-Efendim Marslh güneyde saldırıya uğramış.
-Ne?Ne saldırısı?
-Devriye sırasında efendim.
-Ahh Marslh kendi başının çaresine bir kere de olsa bak dedi ve ordusuna emir verdi.Yaklaşık yüz kişiydi ordusu:
-Asiler güneye gidiyoruz.Kalenzin köpeklerini öldürmeye.İLERİİ!! diye bağırdı ve 100 kişilik ordu hareketlenmeye başladı.
Glash haberciye sordu:
-Ne kadar uzaktalar?
-Hızlı yürürsek yaklaşık 10 dakikada orada oluruz efendim!
-Tamam asker sende yürü diye emir verdi.
Ardından düşünmeye başladı.Acaba kimle karşılaşmıştı Marslh.Yine başına ne iş açacaktı.Bunun ardından eski günleri hatırladı.Asker oluşunu.Yüzbaşı oluşunu.Asiliğe geçişini..Bir anda gözleri doldu.Ama kendini tuttu ve ordusunun başına geçti.Kılıcını kınından çekti.Artık savaşa hazırdı.
Ordusuna:Haydi koşun!! Derken yanındaki yardımcısına sordu:
-Marslh da kaç kişi var?
-40 olduğunu tahmin ediyoruz biz gittiğimizde kaç kişi olur bilemeyiz efendim dedi yardımcısı.
Niye hiç ses gelmiyor diye düşünürken çığlık sesleriyle ve bağırışlarla irkildi ve hızını artırdı.

(15 dakika önce.Çatışmanın olduğu yerin Doğusu)
Garl çocuğu rahibenin yanından almış,korkuyla oradan kaçıyordu.Durumu çocuk da anlamış olacaktı ki ağlıyordu.Kalp atışlarının hızlandığını hissediyordu.Ama koşmaya devam ediyordu.Korkusunu azaltmak için en mutlu anını hatırladı.Yola çıkmadan 1 gün önce rahibenin yardımcısı olmuştu.Bunu hatırlayınca yüzüne acı bir gülümseme geldi.
Şimdi tek yapması gereken buradan kurtulmaktı.Şehre dönmesi lazımdı.Ama nasıl yapacaktı?Şuan bunları düşünmemeliydi.Kaçıp dinlenmeliydi öncelikle.Sonra düşünürdü.
O korkuyla ve endişeyle kaçarken yanındaki silüeti fark etmemişti.Ama siluet onu takip ediyordu.Garlın arkasından baktı ve gülümsedi.Ardından yanına kendisi gibi siyah pelerinli 2 kişi daha geldi.Sonra birlikte ormanın içinde kayboldular.

(15 dakika önce.Çatışmanın olduğu yerin Batısı)
Teğmen Gan her zaman olduğu gibi günlük devriyesine çıkmıştı.Tabii yanındaki 75 süvarisi ile.Bunlardan 50 si okçuydu.Diğerleri savaşçı.Normalde elflerde süvari pek olmazdı ama bazen işe yarıyordu.Böylece yollarına yavaşça devam ediyorlardı.Ta ki yanına bir askerin gelip selam vermesine kadar.Gan da askerin selamına karşılık verdi.Asker ardından söze başladı:
-Efendim Mlen uzaktan sesler Duymuş.Bağırış sesleri.
-Ne? Dedi.Ardından söze devam etti: Tamam hemen yola koyulun diye emir verdi
-Tamam efendim diyerek yanından uzaklaşırken Teğmen Gan arkasından seslendi:
-Ne kadar uzaklıktalar?
Asker arkasını döndü ve cevap verdi:
-At sürüşüyle 15 dakikada orada oluruz efendim.
-Tamam sen devam et ve diğerlerine haber ver dedi Gan.
Asker tekrar selam verip yanından ayrıldı.Gan da yanındakilere söyledi ve hep birlikte hızlıca oradan ayrıldılar.Atını hızlıca sürmeye çalışırken bir de Mleni düşünüyordu.Ne iyi yapmışlardı da onu yanlarına almışlardı.Sonra o anları hatırladı:
Geçen yıl yine böyle devriyedeyken birini bulmuşlardı.Yolun ortasında duruyordu.İlk önce sorularımıza cevap vermedi.Sonra aniden konuşmaya başladı ve onun bir elf büyücü olduğunu anladılar.Onlara çok az rastlanırdı.Ama çok muhteşemlerdi.Bu olaydan sonra hep yanlarında gezmeye başladı Mlen.
O bunları düşünürken epey de yol almıştı.Bir çığlıkla kendine geldi.Aniden atını şahlandırdı ve bayağı hız aldı.Ardından askerleri de.

(2 dakika önce.Çatışmanın olduğu yer)
Tin etrafındaki düşmanların hata yapmasını beklerden bir yandan da kendini savunuyordu.Ama omzu yaralı olduğu için iyi savaşamıyordu.Sadece içinden dua etmek geliyordu.Bu sırada Şamanlara baktı.Büyülü kalkanlarının direnci kırılmıştı ve düşmanlar saldırıya geçiyordu.Ama rahibe kalkıp ağaç sayesinde onlara yardım ediyordu.Ama fazla dayanamazlar diye düşündü.Kendide fala dayanamazdı zaten ama en azından Garla zaman kazandırırlardı.Bu düşüncelerden sıyrılıp savaşa odaklandı.Kılıcını daha bir kuvvetle tuttu.
Bu sırada karşıdan gelen komutana dikkat etti.Birliklerinin hepsini Şamanların üzerine salmıştı.100 kişiden fazla duruyordu karşısındaki ordu.Artık şansları kalmamıştı.Bir süre sonra bir şaman öldü.
***
Teğmen Gan savaş alanına geldiğinden bir an şaşkınlığını atamadı.Kime saldıracağına karar veremedi.Bir süre sonra mavi giysililerde asilerin damgasının olduğunu gördü ve askerlerine emir verdi.Askerler atlarını düşmanın üzerine sürerken Teğmen Gan birisine dikkat etti.Etrafı asiler tarafından sarılmıştı.
***
Tin son anının geldiğini düşündü ve son saldırısın yaptı.Dönerken kılıcını savurdu ve kılıcın soğuk metali 2 sinin kolunu kesti,birinin de koluyla beraber gövdesini götürdü.Her tarafına kan bulaşmıştı.O bu son saldırısını yaparken arkasından gelen atlı seslerini duymamıştı.Belki son bir saldırı şansım olur diye düşünüp arkasını dönecekken kılıç sırtına saplandı.Bir an buz kesti.Ardından yere kapaklandı.Son duyduğu şey ise ok sesi ile 3 çığlık olmuştu.
***
Gan dikkatini ondan alamıyordu ve onun saldırı yaptığını gördü.Ardından hemen yayına üç ok gerdi.Yere düştüğünü görünce okları bıraktı.Üç okta yerini buldu ve asilerin üçünü anında yere serdi.Geri kalan yaralılarda askerlerinin oklarıyla sonsuzluğa gitti.
***
Glash şaşkınlığını atamıyordu.Birden çıkan süvariler bütün adamlarını biçmişti.Geriye askerlerinin yarısı kalmıştı.Korkudan ne yapacağını bilemiyordu. Zaten şu rahibe de çok güçlüydü.
Tam bu sırada bir ses duydu.Şöyle diyordu:
-Bir şeye ihtiyacın vermı?
Glash arkasını döndü ve onu gördü.Ardından Bir şeyler mırıldandı.Siluet de ona karşılık olarak bir şeyler mırıldandı.Ve birkaç saniye içinde ortadan kayboldular.
***
Rahibe bunu gördükten sonra şoke oldu.Çünkü o siluet ona birilerini andırıyordu.Ama hatırlamıyordu.O silueti hatırlamaya çalışırken birden ortadan kayboldular.Bu merakını daha da artırdı.Bu sırada yardıma gelen süvarileri fark etti.İçinden sonunda dedi.Ve saldırıya devam etti.Bu sefer büyüsünü dışından yapmıştı:
-Mynessa
Bunu söylemesinin ardından asasından çıkan 50 ışık asilere çarptı ve 20 sini aniden yere yıktı.Şamanlarda ona eşlik etti ve bildikleri dualarla rahibenin gücünü artırdılar
Hiç sabrın kalmasa bile vazgeçersen kaybedersin!
Bu savaş sonumuz olacaksa dillere destan bir son olmalı.
Saruman Köpek...! :)

Çevrimdışı #Kurtay

  • # Yörünge Dışı
  • Üye
  • **
  • İleti: 924
  • ,
    • E-Posta
Ynt: Bir Elf-Kutsal Çocuk
« Yanıtla #6 : Ağustos 13, 2008, 12:37:55 ÖÖ »
BÖLÜM 7
Ork savaş lordu Man-Thang huzuruna gelen ork Şamanlarını kabul ediyordu.Şamanlar taht odasına girdiğinde Man-Thang yemek yiyordu.Şamanlar lordun önünde eğildikten sonra içlerinden biri söze başladı:
-Man-Thang sana birini getirdik.Yaşlı şamanı.
Lordun dikkati tamamen onların üzerine çekilmişti.Birkaç saniye sonra lordun yanıbaşında birisi belirdi.Bunu gören lordun yardımcıları çok şaşırdı.Çünkü orklar büyülere pek alışık değillerdi.Daha şaşkınlıklarını atamadan lordun işaretiyle çıkmak zorunda kaldılar.
Lordun yanındaki yaşlı şaman odadan çıkmalarını bekledikten sonra söze başladı:
-Man-Thang! İnsanlar ve elfler güçlerini yeniden topladılar.Son savaşın anıları hemen silindi. Zaten 3 yıldır antlaşmamız var.Bu bizim için iyi oldu ama onlar içinde iyi oldu.Şimdi acilen ork konseyini toplamalıyız.Ve bir karar vermeliyiz
-Ork konseyimi?Nasıl toplayacağız onları?
-Ben yakında bir geziye çıkacağım.Büyük nehrin kuzeyinin hemen hemen tamamını dolaşacağım.Biraz uzun sürecek ama tüm Şamanları toplayabileceğimi umuyorum.Eğer toplayabilirsem Wesnothun sahibi biz oluruz.Ama önce diğer kabilelerle anlaşman lazım.Ben gezideyken halletmelisin bu işi.Yanına Trangı da al.
-Tamam efendim de hangi kabileler?
-Hepsi!Aptal!Onları yıkmanın tek yolu bu.
Man-Thang istemeye istemeye bunu kabul etti.Ardından etrafındakiler kayboldu.Bir tek Trang kaldı.
***
Rahibe güçlendiğini hissedebiliyordu.Bunun da etkisiyle ellerini havaya kaldırdı ve parmaklarını karşıya doğru dümdüz tuttu.Bir şeyler mırıldandı hafifçe ve ardından her parmağından büyülü bir güç çıktı.Bunlar düşmanlara çarptı ve ağır hasar verdi.
Asiler durumun şokunu atlatamıyordu.Bir anda 20 kişi kalmışlardı.Kılıçlarına sarıldılar ama nafile.Hemen 10u daha okların kurbanı oldu bu sırada savaşçı elf süvarileri de yetişmişti.Çetin bir savaştan sonra,morallerinin ve atta olmalarının üstünlüğüyle de sayılabilecek kadar az kişi kaldı asilerde.Kalan son iki kişinin biride Ganın okunun midesini deşmesiyle yere yapıştı.
Çaresi kalmayan son kişi de diz çöküp süvarilere yalvardı.Süvariler onu Teğmene götürdüler.Teğmen de onun esirleri olacağını söyledi.Askerler onu tekrar götürdüler ve başından 3er 3er nöbet tutmaya başladılar.
Çatışma biter bitmez rahibe Tinin yanına koştu.Şamanlar da onun arkasından geldi.Çok yorgun olmalarına rağmen hep birlikte duaya başladılar.Şamanlar bunu Tine dokunarak yapıyordu.Rahibe de asasıyla.Dualar bittikten sonra Şamanların dokunduğu yerlerden rahibeninde asasından ışık çıkmaya başladı.Hepsi birleşti ve aynı anda Tinin sırtındaki yarasına gitti.Yara birsüre sonra yavaşça kapanmaya başladı.
Buna yardım eden Şamanlardan biri hemen koşmaya başladı ve yerde yatan şaman arkadaşının yanına gitti.Ve diğerlerine seslendi:
-Burada yaralı bir şaman var!
Bunu duyanlar hemen oraya koşmaya başladı.Ama bunun yarası Tininkinden çok daha fazlaydı.Ama yinede ellerinden geleni yapacaklardı.Gelir gelmez duaya başladılar.Bu sefer yaptıkları dua daha ağırdı ve onları daha çok yormuştu.Şamanların ellerinden çıkan mavimsi ışınlar birleştiler ve çok büyük bir ışını oluşturdular.Buna rahibenin asasından çıkan kırmızı ışın da eklenince rengi değişmeye başladı.Bu büyük ışın doğruca şamanın kalbine gitti.Bacağına saplanan üç ok da parçalandı ve akan kan azaldı.Yaralar biraz daha küçüldü
İyice hırpalanan şamanlar son güçleriyle yerde yatan 3 yaralı savaşçıyı iyileştirdi.3ü bittikten sonra çok yorulmuşlardı.Biri orada bayıldı.Diğerleri orada uyumaya başladı.Rahibe de Tinin yanına döndü ve nasıl olduğuna baktı.Eline bir bez aldı.Bununla sırtındaki yarasını kapattı.İyi olduğuna kanaat getirdikten sonra etrafı gözlemeye koyuldu.Ganın etrafa emir yağdırdığını gördü.Hemen yanında asilerden birini esir almışlar.Onu biraz hırpalıyorlardı.Tinin yanında oturup ona bakmaya karar verdi.Böylece hem de dinlenmiş olurdu.
Teğmen Gan işinin bittiğini düşünerek dinlenmeye çekilecekken rahibeyi gördü.Yanına gidip onunla konuşmaya karar verdi.Yavaşça yanına gitti.Bu sırada yerdeki yaralılara bakıyordu.Ne çok yaralı vardı.Sonra Tini gördü.Liderleri galiba bu diye düşündü.Birde rahibeyi aklından geçirdi.Rahibenin yanına yaklaştığında rahibe de onu fark etti.Ayağa kalkıp elini sıktı ve konuşmaya başladılar.Bu sırada aklına bebek geldi ve hemen konuyu Teğmene açtı.
Hiç sabrın kalmasa bile vazgeçersen kaybedersin!
Bu savaş sonumuz olacaksa dillere destan bir son olmalı.
Saruman Köpek...! :)

Çevrimdışı #Kurtay

  • # Yörünge Dışı
  • Üye
  • **
  • İleti: 924
  • ,
    • E-Posta
Ynt: Bir Elf-Kutsal Çocuk
« Yanıtla #7 : Ağustos 13, 2008, 12:38:21 ÖÖ »
BÖLÜM 8
Gözlerini açtığında ilk gördüğü şey rahibenin yüzü oldu.Etrafa bakmaya çalışmadan belki de istem dışı olarak ağzından şu kelimeler döküldü:
-Trendil nerede?
Bir an kimse cevap vermedi.Sonra rahibe de ayağı kalktı ve uzaklaştı.Geri geldiğinde kucağında Trendil vardı.Sarıldığı bez kandan tamamen kıpkırmızı olmuştu.Yüzündeki korku ifadesi hissedilebiliyordu.Tin noldu Trendile diyemeden yanına Şamanlardan biri gelip söze başladı:
***
Garl elinde bebekle son hızla koşuyordu.Köyden ayrılmadan önce öğrendiği bir büyü aklına geldi ve bunu hemen uygulamaya koydu.Koşarken büyüyü yaptı ve yapar yapmaz hızı 2-3 belki de 4 katına çıktı.Bu şekilde koşmaya(uçmayaZunge raus ) devam etti.Yarım saat boyunca soluksuz koştuktan sonra yorulduğunu hissetti ve orada biraz dinlenmeye karar verdi.Durdu bir ağacın altına uzandı.Kalbi hala hıpızlı atıyordu..Durmadan nefes alıp veriyordu.Oracıkta bir iki dakika dinlendikten sonra büyüsünü yeniden yapıp yola koyuldu.
Daha yola çıkalı bir dakika olmamıştı ki gücünün azldığını hissetti.Kalbi sanki duruyordu.Daha önce edindiği bilgilerden yararlanarak böyle bir durumda oradan hemen ayrılması gerektiğini biliyordu.Ama kalbi buna izin vermiyordu.Bir süre sonra acıyı boğazında hissetti.Son gücüyle birkaç adım attı.Çok kısa bir süreliğine rahatladı.Ve fırsat bu fırsat deyip birkaç adım daha attı.Tam devam edecekti ki o dayanılmaz acıyı bir kez daha hissetti.
Daha dayanamayacağını anladı ve diz çöktü.Asıl görevinin bu çocuğu kurtarmak olduğunu hatırladı.Bu sırada yerin sallandığını hissetti.Ayak sesleri duydu.Sonunun geldiğini anladı ve bebeği havaya kaldırdı.Bari çocuğu kurtarayım diye düşündü ve çocuğu havaya kaldırdı.Artık direnci kalmamıştı.Son gücüyle Büyülü bir koruma kalkanı oluşturdu.Bebek hiçbir şey anlamamıştı.
Garl dualarını bitirirken onlar geldi.Gözlerinden yaş gelirken kafasını kaldırıp onlara baktı ve gördükleri karşısında şoke oldu.Etrafını kuşatmışlardı.Sayıları belki de 200ü buluyordu.Garl artık emindi.Bunlar YARI-ÖLÜLERDi.Bir sürü iskelet ve gulyabani.Hayaletler.Vampirler ve dahası. Zombiler de arkadan onlara eşlik ediyordu.Bir de içlerinde 10 tane siyah pelerinli vardı.9unun yüzü görünmüyordu.Yüzü görünenin de nekromatik olduğu anlaşılıyordu.Nekromatik bir adım öne çıktı ve şunları söyledi:
-Demek özel çocuk bu ha?Bu onu son görüşün olacak.Hem de kendini!Nihahah diye bir çığlık attı.
-Bu çocuğu alamayacaksın pis nekromatik.Sen de iskeletlerin kadar ölü olacaksın. Zaten öylesinde.
Bu sözlerin ardından yüzündeki tebessüm kayboldu.Tam aksine öfkelenmişe benziyordu.Bunu gören Garl sözlerine devam etti:
-Kimsin sen?
Nekromatik biraz duraksadı ama sonra konuştu:
-Mal-Rane
Bu sözü duyan Garl şoke oldu.Ama demeye kalmadan Mal-Rane saldırı emrini verdi.Bir anda 200 yarı ölü kalkana çullandı.Büyülü kalkan çok uzun süre dayanamadı..Birkaç saldırıda hemen paramparça oldu ve yarı ölüler saldırıya başladılar.Garl son saldırısını yapmak için kalktı ve hazırlandı.Duasına başladı.Bittiğinden önündeki 10 tane iskelet yere serildi.Arkasındaki 10 gulyabani de.Ve hemen yanındaki hayalet de.Ama bu pek işe yaramadı.2. büyüsünü yaparken Etrafı kuşatıldı.Bir iskelet onu aldı ve yere fırlattı.Artık bunlara dayanamıyordu.Ölsem de kurtulsam diye düşündü.
Artık pes etmişti.Göz ucuyla son kez bebeğe baktı.Ve sonra gökyüzüne.Çok süre geçmeden sonra karnına gelen kılıcı gördü.Tam midesini deşecekken İskelet Mal-Ranenin Dur! Sözüyle durdu.Mal-Rane ardından devam etti:
-Bebeğin ölümünü görsün.
İskelet tamam anlamında kafasını salladı.Hemen ardından bir gulyabani çocuğu havaya kaldırdı.Bir eliyle de çocuğa pençelerini gösterdi.Trendil çok korkmuş olacak ki ağlamaya başladı.Gulyabani kahkahalar atarak tırnaklarıyla Trendile saldırmaya başladı.Tırnakları çocuğa değmek üzereyken her şeyi değiştiren bir mucize oldu.Bir anda Trendilden ışıklar çıkmaya başladı.100lerce ışık.Hiç kimse hareket edemedi.Işıklar yarı ölülere çarpmaya başladı.Çarptığını anında kül ediyordu.Onu tutan gulyabani de kül olmuştu.Yere düşerken de ışıklar çıkarıyordu.İskeletler kül olurken onların yerine ormandan başka yarı ölüler geliyordu.
Trendil yere tam düşmek üzereyken birden yavaşladı ve yere sakin bir iniş yaptı.Bunu da Garl sağladı.Bebekten çıkan ışıklar bir süre daha devam etti ve daha sonra söndü.Işıklar bittiğinde yerde 300den fazla yarı ölü yatıyordu.Ama onları yerine gelen yarı ölüler devam etti.Karşılarında 100 yarı ölü vardı.Garl kazanma arzusuyla saldırılarına devam etti.0 yarı ölüyü yere yıktı.Ama yarı ölüler son hızla geliyorlardı.O anda gökten alev topları yağmaya başladı ve tüm yarı ölüleri yaktı.
Garl ne olduğunu anlamak için etrafa baktığında son gördüğü şey kırmızı pelerinli birisi oldu.Ardından bayıldı.Ama bu bayılma yorgunluktan mıydı?Ya da başka bir şeyden miydi bunu bilemiyordu.Ardından kendini rahibenin yanında buldu.
Hiç sabrın kalmasa bile vazgeçersen kaybedersin!
Bu savaş sonumuz olacaksa dillere destan bir son olmalı.
Saruman Köpek...! :)

Çevrimdışı #Kurtay

  • # Yörünge Dışı
  • Üye
  • **
  • İleti: 924
  • ,
    • E-Posta
Ynt: Bir Elf-Kutsal Çocuk
« Yanıtla #8 : Ağustos 13, 2008, 12:38:58 ÖÖ »

BÖLÜM 9
Tin rahibenin anlattıklarını can kulağıyla dinliyordu.Kimse şaman Garlın konuşmasını kesmiyordu.Başından geçenleri soluksuz anlattıktan sonra etrafına bakındı.Kimse ağzını açıp tek kelime etmiyordu.Hepsi düşünceli görünüyordu.Tin Trendilin yaşadığına çok sevinmiş.Ama büyük şaşkınlık içindeydi.
Rahibe dahil herkes o ismi duyunca şoke oldu.Mal-Ranenin ölmüş olması gerekiyor diye düşündü rahibe.Konuyu diğerlerine açmaya karar verdi.Kimse konuşmaya kalkmamış.Pek hareket de etmiyorlardı.Düşünüp duruyorlardı.Sadece Tin Trendil ile ilgileniyordu.
Rahibe en sonunda söze başlamaya karar verdi:
-Tin,sen 5 yıldır askerdin.Yeni ayrıldın ordudan.3 yıl önceki 4. Abez Kalesi savaşında,yani son savaşta sen Weldnyi koruyan elf birliğindeydin değil mi?
Tin kafasıyla onayladı.Rahibe Tinin cevabını gördükten sonra söze devam etti:
-Gan peki sen neredeydin o savaşta?
Bu arada Tin konuşmalardan subayın ismini öğrenmişti.Gan rahibeye baktı ve şunları söyledi:
-Ben o zamanlar çavuştum.Beni birkaç askerle ek kuvvete vermişlerdi.Son anlarda savaşa girdim.Anca 1-2 kişi öldürmüşümdür.
-Savaşa girdiysen gelen iskeletleri görmüşsündür.
-Evet de ne anlatmak istediğini anlayamadım.
Şimdi anlatıyorum dedi ve söze devam etti:
-O savaşta Wesnoth kralı 2. Garard orkların saldırı yapacağını anlamış ve konuyu kadim dostu elflerin kralı Kalenze açmıştı.Kalenzde kral gibi düşünüyordu.Birlikte çalıştılar ve ordularını hazırladılar.Halktan gönüllüleri topladılar.Artık savaşa hazırdılar.Sadece tek bir eksik vardı.O da zaman ve strateji problemiydi.2si kafa kafaya vermiş bunları düşünürken ben odaya girdim.Yanımda kadim dostum rahipler,Şamanlar ve yüce Zülle birlikte.Biz de savaşa katılmak istediğimizi söyledik.Kral Kalenz şaşırmıştı.Bizden böyle bir teklif beklemiyordu belki de.Ama teklifimizi kabul etti.Sonuçta bizde savaşa girecektik.Ben o zamanlar Zülün baş yardımcısıydım.Zül odada 2 kralla ben ve kendisinin kalmasını sağladı.Onlar strateji konuşmaya devam ederken,konuşmaya biz de katıldık.Sonunda savaşta yapacaklarımız ve yerimizde belli olmuştu.Yüce zül odadan ayrılırken ben de onu takip ettim.Hızlıca yol alıyordu.Saraydan çıktı ve hızla ormana doğru yol aldı.Ormana girdiğimizde güvende olduğumuzu düşündüm ve neden bunu yaptığımızı sordum.O bir an duraksadı.Bana baktı ve beni takip et dedi.Ben de dediğine uydum ama hiçbir şey anlamamıştım.Bir süre sonra ağaçların garipleştiği bir yere geldik.O durdu.Bende ona uydum.Ormanda birilerine seslendi.Hemen ardından ağaçlardan elf büyücüler inmeye başladı.Zül gelenleri görünce bilmediğim dilde bir şeyler konuşmaya başladı.Karşısındakilerde aynı şekilde karşılık verdiler.Bu şekilde konuşurlarken büyücülerden birisi bir küre getirdi.Birisi de bir masa.Küreyi masanın üzerine koydular.Ardından Zül ile büyücülerin lideri bir şeyler mırıldanıp kürenin yanına geldiler.Zül beni çağırdı.Yanına gitti***üreye bakmamı istedi.Baktım ama hiçbir şey göremedim.Bir daha denemeye karar verdim.Gücümü topladım ve tekrar baktım.Net olmasa da bir şeyler görünüyordu.Zül bana sordu:Ne görüyorsun?.Dikkatimi dağıtmadan cevap verdimrotes Gesicht rklar yürüyorlar.Çok net değil ama.Bir de liderlerini görüyorum.Yanında birisi var.Bir ork şaman olmalı.Bunları söyledikten sonra Züle baktım.Hiçbir tepki vermemişti.Tekrar küreye baktığımda şok oldu.Kürede bir nekromantik gözüküyordu.Hemen Züle söyledim.O yine tepkisiz bir şekilde:İşte bu yüzden dedi.Ben de durumu anlamıştım.Oradan ayrıldık ve Zülün evine gittik.Oradayken de hala cevaplayamadığım sorular vardı.Bunlardan en çok kafamı kurcalayanı sordum:Neden küreye ben bakmıştım?Bunun cevabını daha sonra öğrendim ama bu o gün değildi.O bana cevap vermedi ve hemen yol almamız gerektiğini söyledi.Uzun bir yolculuktan sonra Abez Kalesine ulaştık.Abez kalesi büyük ırmağın hemen üzerinde bulunuyordu ve ırmağın güney tarafındaydı.Bu kale hakkında bir çok rivayet var ama herkesin inandığı bunu 1. Haldricin yaptığı.Kaleyi görünce bunları düşünmüştüm.Zül ile beraber kalenin tepesine çıktık.Yerde yüzlerce büyücü ve şaman vardı.Anlaşılan o ki savaş için hazırlık yapacaktık.Bunların içinden bir de aşağıda insan büyücülerin olduğuna dikkat ettim.Bunlar ne arıyorlardı ve liderleri neredeydi.Bu sırada bir grifonun üstünden liderleri Delfador geldi.
Hiç sabrın kalmasa bile vazgeçersen kaybedersin!
Bu savaş sonumuz olacaksa dillere destan bir son olmalı.
Saruman Köpek...! :)

Çevrimdışı #Kurtay

  • # Yörünge Dışı
  • Üye
  • **
  • İleti: 924
  • ,
    • E-Posta
Ynt: Bir Elf-Kutsal Çocuk
« Yanıtla #9 : Ağustos 13, 2008, 12:39:38 ÖÖ »
BÖLÜM 10
Rahibe bir an duraksadı,diğerlerine baktı.Onu dikkatlice dinliyorlardı.Sonra konuşmasına devam etti:
-Ben onu pek tanımıyordum.Sadece baş büyücü olduğunu ve çok güçlü olduğunu duymuştum.Ama gördüklerime bakılırsa Zül onu çok yakından tanıyordu.Bir süre konuştular.Ardından Delfador büyücülere seslendi.Ben onları izlerken Zül beni yanından uzaklaştırdı.Ben de ona uydum.
Orada 2 hafta kaldık.Her gün sıkı eğitimlerden geçtik.Bunun yarayışlı olduğunu düşünüyordu.Hem orada Delfador ile tanışma şansın oldu.Ondan bir iki büyü de öğrendim.Dediğim gibi 2 hafta sonra rahipler oradan ayrıldık.Ama büyücüler orada kaldı.Uzun yolculuklar sonunda tekrar Weldnye gittik.Orada da eğitim yaptık.Bir kaç gün sonra kralın emri ile Abezz kalesine doğru tekrar yola çıktık.Gitmemiz daha uzun sürdü.Çünkü kış bastırmıştı.Bu bizim için her yönden kötüydü.Oraya ulaştığımızda büyücüler tamamen hazırdı.Yerlerimiz de belirlenmişti.Bir gün sonra Wesnoth ordusu ile elf orduları gelmişti.Artık tamamen hazırdık.O kış orada ork saldırıları engelleyecektik.İşimiz zordu açıkçası.1 hafta kamp kurduk orada.1 haftanın sonunda geldiler.
Devasa ork ordusu karşımızda duruyordu.Sayıları bizi geçiyordu belli ki.Ama stratejilerimizle yenmeyi umuyorduk.Bir süre sonra savaş başladı.Biz sonradan çıkacaktık.Şimdilik saklanıyorduk.Yanımızdan bir sürü ok geçiyordu.Şu anlık üstünlük bizdeydi.Ork komutanlarından biriside vurulmuştu.Tam sevinecektik ki o sırada olan oldu.Birden binlerce iskelet ordumuza doğru ilerledi.Herkes çok şaşırmıştı.Ama toparlanmaları gerekiyordu.Bu sırada elf orduları devreye girdi ve iskeletlere çullandılar.Ama iskeletler çok güçlüydü.Bir süre böyle dayanmaya çalıştılar.En sonunda Delfador Züle seslendi:Şimdi!! diyeHemen ardından Nekromantikler ortaya çıktı.Mal-Ravanal ve ailesi.Güçlü büyüleriyle elflere yöneldiler.Bunu görünce hemen işe koyulduk.İlk büyüyü yapan ben oldum.Zaten diğerlerinin çoğu yaralıları iyileştirmeye gitti.Hemen bir büyü mırıldandım ve asamı havaya kaldırdım.Bu büyü beni çok zorlamıştı ve çok güçlüydü.Bunu Delfadordan öğrenmiştim.Büyüyü bitirir bitirmez tüm elflerin içinde bir güç oluştu.Ama çok uzun sürmedi.Kısa zamanda da olsa çok işe yaradı.Bir büyü daha yaptım ve Mal ailesinden birini öldürdüm.Bütün nekromantikler buna çok sinirlendiler ve aceleyle bir saldırı büyüsü yaptılar.Hepsi birleşti ve korkunç bir güç oluştu.Bana tam çarpmak üzereyken koruma kalkanı yapabildim.Yarısı ona çarptı ve kalkanı kırdı.Yarısı da bana çarpıp beni 10 metre öteye fırlattı.Çok acıtmıştı bu.Ayağa kalkamıyordu.Sadece etrafa bakabildim.Delfador ve Zül hemen saldırıya geçtiler ve Mal-Ravanal hariç hepsini biraz yaraladılar.Mal-Ravanal buna çok sinirlenmiş olacaktı ki tüm gücünü toplayıp bir saldırı büyüsü yaptı.Çıkan simsiyah ışının yarısı Züle yarısı Delfadora gitti.Delfador zararsız kurtulabildi ama Zül biraz hasar aldı.Büyünün küçük bir kısmı kalbine çarptı ve onu yere fırlattı.Bu sırada planlanan gibi büyücüler devreye girdiler ve aynı anda büyü yaptılar.Birden orkların %25i yok oldu.Delfador da Mal-Ravanalla düelloya girdi.İkisi de birbiri ardına büyü atıyordu ve yana çekiliyorlardı.Sonunda Delfador galip geldi ve Mal Ravanalı öldürdü.Ardından diğer tüm ailesini.Delfadorun sayesinde savaşı kandık ve galip geldik.Ama şimdi sen onlardan birini görüyorsun.Ölü oldukları halde.Demek ki&
Etrafındakiler onu zorluyorlardı.Rahibe de devam etmeye karar verdi:
-Dediğim gibi onun tüm ailesi öldü.Buna Mal-Rane de dahil.Sen onları gördüğüne göre onlar tekrardan canlanmış olmalı.Ama iskelet de değillerse bu başımıza büyük,hem de çok büyük bela açabilir.Ben bunları araştırmalıyım.Umarım da öğrenirim.Ama şunu bilin çok dikkatli olmalıyız.
Hiç sabrın kalmasa bile vazgeçersen kaybedersin!
Bu savaş sonumuz olacaksa dillere destan bir son olmalı.
Saruman Köpek...! :)

Çevrimdışı #Kurtay

  • # Yörünge Dışı
  • Üye
  • **
  • İleti: 924
  • ,
    • E-Posta
Ynt: Bir Elf-Kutsal Çocuk
« Yanıtla #10 : Ağustos 13, 2008, 12:40:29 ÖÖ »
BÖLÜM 11
Cüceler savaş naraları atarak Knalga mağaralarında ilerliyorlardı.Bir süre sonra büyük savaş başlayacaktı.Yıllar sonra yeniden cüce çelikleri kana bulanacaktı.Cücelerden kimsenin korkusu yoktu.Pis trolleri daha önce yenmişlerdi.Şimdi de yenebilirlerdi..Bir süre sonra mağaranın içinde savaşa uygun bir yere geldiler.Generalin emriyle burada savaşa hazırlandılar.Herkes yerlerine geçti.Yaklaşık bin kişilik bir orduydu. Zaten bu sadece bir püskürtme saldırısı olacaktı.Başkenti korumak içidi bu savaş.
Herkes aletlerini hazırlamaya başladı.Bazıları baltalarını.Bazıları çekiçlerini ve bazıları da tabancalarını.Artık herkes hazırdı.Düşmanlarının gelmesini bekliyorlardı.Hemen ardından ayak sesleriyle geldiklerini anladılar.Ama büyük bir sürpriz ile.
***
Anduin Adası(Büyücü Adası)
Genç büyücüler her gün ki gibi günlük eğitimlerini alıyorlardı.Birden kapının açılmasıyla irkildiler.Bu adanın baş büyücüsüydü.Bu gün dışarıda eğitim alacaklarını söyledi.Büyücülerle beraber dışarı çıktılar.Orada uzun bir konuşmanın ardından en son eğitimlerine başladılar.Bu eğitimde güçlü savaş büyülerini öğrendiler.Bu onlar için çok zorluydu.Ama çok işe yarayacaktı.En sonra olarak ta açığa çıkarma büyüsünü öğrendiler.Öğretmen bir gönüllüyü bu büyü için istedi.Bu gönüllü büyüyü yapacaktı.Başka birini de bir ağacın arkasına sakladı.Büyüyü yapacak olanın adı Estenie ydi.Estenie hocasını dinledikten sonra büyüsüne başladı.Bu büyü sayesinde diğer büyücü ağacın arkasından havaya fırlayarak çıkacaktı.
Estenie çok yetenekli bir büyücü idi.Ayrıca beline gelen saçlarıyla,mavi gözleriyle de bir afetti.Büyüsü bittiğinde bir anda çalılar uçuşmaya başladı.Diğer büyücü havya uçtu.Çalıların arkasından da bir iki iskelet uçuşmaya başladı.Herkes çok şaşkındı.Ama çabuk toparlanıp savaşa hazırlandılar.Bugün öğrendikleri güçlü savaş büyülerini yapmaya çalıştılar.Bir anda denizden,ağaçlardan,çalılardan,bataklıktan her yerden iskeletler akın Akın gelmeye başladılar.Baş büyücü çabuk davranıp güçlü bir büyüle öğrencilerin etrafında koruma kalkanı oluşturdu.Estenie de bunu görüp bir şeyler mırıldandı.Elinde bir kağıt belirdi ve havaya uçtu sonra doğuya doğru denizden gitmeye başladı.Bir süre gittikten sonra suya düşüp yavaşça yola devam etti.Sonra da gözden kayboldu.
***
Bir rahibe,şamanlar,elf asker-okçulardan oluşan grup ormandan çıkmak üzereydi.Aralarında konuşarak yavaşça ilerliyorlardı.Üçü diğerlerinden önde bir tartışma içindeydi:
Rahibe:Hızı gitmemiz gerek.Tehlikeyi züle bildirmeliyim.
Gan:Size 2 at ve 10 atlı süvari verebilirim.ama sizinle gelemem.Başkente dönmem lazım.
Tin:Tamam bu yeterli olacaktır.Sen sadece Başkente haber ver.Giderken bu mektubu de bizim köye götür. Deyip bir mektup uzatır.Üstünde Kaendere yazıyordur.Gan mektubu alıp çantasına koyar.Tamam anlamında kafasını sallar.
Bir süre sonra ormandan çıkmışlardır.Artık önlerinde sınırsız gözüken çalılar vardır.3ü kısa bir konuşmanın ardından sarılıp ayrılırlar.İkisi kuzeye biri güneye.Rahibe şamanları Ganla beraber başkente göndermiştir.12 kişi yola devam ediyorlardı.Çalılarda ilerlerken atlar çalıları biçiyordu.
Tinin emriyle Atlar 4 nala sürülmeye başlandı..Ardından Tin rahibeye seslendi:
-Ne zaman orada oluruz?
Rahibe gülerek:
-Hiçbir sorun çıkmazsa.ki bu imkansız.1,5 haftada büyük nehir e geliriz.
İkisi de yola döndüler.İkisi de farklı şeyler düşünüyorlardı.Rahibe zülü.Tin ise Trendili düşünüyordu.Bugün tam 2 haftalıktı.2 hafta önce saat tam 12 de doğmuştu.
***
Weldny(Wesnothun başkenti.)
Herkes kaleye gidiyordu.Kralın yeğeninin doğumunu kutlamak için.Adı Konraddı.Tam 2 hafta önce saat 12 de doğmuştu..
Hiç sabrın kalmasa bile vazgeçersen kaybedersin!
Bu savaş sonumuz olacaksa dillere destan bir son olmalı.
Saruman Köpek...! :)

Çevrimdışı #Kurtay

  • # Yörünge Dışı
  • Üye
  • **
  • İleti: 924
  • ,
    • E-Posta
Ynt: Bir Elf-Kutsal Çocuk
« Yanıtla #11 : Ağustos 13, 2008, 12:41:25 ÖÖ »

BÖLÜM 12
Elf grubu çimenlikleri geçmiş,bozkırlarda hızlıca ilerliyorlardı.Ufukta tepeler gözüküyordu.Arasına aldıkları güneş tüm ihtişamıyla duruyordu.Etrafa Trendilin ağlama sesleri geliyordu.Her taraf sakindi.
Ama bir anda gökyüzü griffonlarla doldu.Bir şeyden kaçar gibi hızlıca uçuyorlardı.Ve öylede olmalıydı.Çünkü bu bölge Griffon dağından çok uzaktı.Elfler daha bunun şaşkınlığını atamadan bir anda griffonların arkalarında gölge hayaletleri belirdi.Hemen griffonlardan birkaçını parçaladılar.
Griffonlar hayaletlere karşı çok güçsüz kaldıklarından kaçmaktan başka bir şey yapamıyorlardı.Ancak onları bir sürpriz bekliyordu.Tüm hızlarıyla kaçarken önlerine iskelet okçular çıktı.Bu aynı zamanda da elf grubunun arkası oluyordu.İskelet okçular ok atışına başladılar ve 1-2 griffon vurdular.Griffonlar acı çığlıklar atarak yere düştüler.Kalan 100 grifon bir anda kaçmayı bırakıp iskeletlerin üzerine gittiler ve onları havaya kaldırıp savurdular.
Ama daha çok iskelet vardı ve ok atışına devam ediyorlardı.bu sırada arkalarından gölge hayaletleri grifonlara saldırıyorlardı.
Kısacası griffonlar çok zor durumdaydı.Ancak elfler savaşmaya karar verip iskeletlerin üzerine doğru atlarını sürdüler.Bebeğin ağlaması hala duyuluyordu&
***
Kara Su Limanı(Wesnotha bağlı bir liman)
Askerler devriyeye başlamışlardı.!5 kişi yavaşça yürüyorlardı.Komutan birine seslendi:
-Hey!Steel nasılsın bugün.?
-İyiyim komutan,Erlonlas ile balığa çıkacağız bugün.
Komutan gülümseyerek:
-İyi size kolay gelsin&Bitirdikten sonra ekledi:
-Erlonlas nerede?
Steel eliyle iskeleyi gösterdi.Orada biri balık tutuyordu.
Komutan askerlere emir verip onlardan ayrıldı.İskeleye yöneldi.Erlonlasın yanına yaklaşınca konuşmaya başladı:
-Hey!Erlonlas balığa çıkacakmışsınız duyduğuma göre.
Erlonlas arkasına döndü ve cevap verdi:
-Hı evet.Güzel bir gün geçireceğimizi umuyorum.Bakalım işte.
Komutan oradan uzaklaşırken söyledi:
-dikkat edin kendinize. hadi kolay gelsin.
15 dakika sonra kayığa atlayıp yola çıkmışlardı.Konuşa konuşa gidiyorlardı.Biraz açılınca duraksadılar ve oltalarını attılar.Biri kayığın sağına biri de soluna doğru atmıştı.sırt sırta duruyorlardı.Steel konuşmaya devam ediyordu.Erlonlas da onu dinliyordu ve oltasıyla ilgileniyordu.
Bir anda suda yüzen bir kağıt gördü.Steele çaktırmadan kağıdı sudan aldı ve bir an baktı.Cebine atıp balık tutmaya devam etti.
***
Knalga Mağaraları
Cücelerle troller arasındaki savaş son hızıyla sürüyordu.Ama trollerin sayısı cücelerden kat kat fazlaydı ve trollerin yanında orklarında olması işi iyice zorlaştırıyordu.ama cüceler asla pes etmezdi.Trollerin sopalarına karşı soğuk çelikleriyle ölüm kusuyorlardı.Arkadan da cüce tabanca kullananlar öndekilere büyük destek veriyorlardı.
Ancak buna karşılık Trol şamanları da trollere destek veriyorlardı. Ellerinden çıkarttıkları ateş toplarını cücelerin üstüne göndererek birçoğunu öldürüyorlardı.Kısa bir süre sonra tüm cüceler tükenecekti ama yine de sonuna kadar mücadele etmeleri gerekiyordu.Ne kadar trol öldürürlerse kardı.ancak trollerin çokluğunu ve orkların yardımını birinin konseye anlatması gerekiyordu.Ancak cüceler yavaştı ve haberin gitmesi uzun sürerdi.En iyisi aralarında tek büyücü olan Ollineye danışmaktı.O da savaşa arkadan destek veriyordu ve hepsinin zamanı kısıtlıydı.Cücelerden seçilen Ollinenin yanın gidip durumu anlattı.O da bir şeyler mırıldanıp asasını yere vurdu.Sonra onu izleyen cüceye döndü:
-Sen!Sen götüreceksin.
-Ama nasıl olur ben çok yavaşım?
-Hayır&Artık değilsin.Ama zamanın kısıtlı.Büyü 1,5 saat içinde bitecek.O zamana kadar konseye varmış olman gerek.Asker başını sallayıp hemen yola koyuldu.Bir at kadar hızlı koşuyordu.Ama bu yetecek miydi?Çünkü konsey çok uzaktaydı.
***
Griffonlar son hız savaşmasına rağmen yarı ölülerin sayı avantajından dolayı kaybediyorlardı.Şuan tek artıları vardı.O da onlara yardım eden küçük elf grubuydu.
Aslında tek sorunları sıkışmalarıydı.Çünkü arka taraftan gelen gölge hayaletleri onların haraketini sınırlıyorlardı.Ve onları öne çekiyordu.Bu da onları ok yağmuruna tutuyordu.Ancak elflerin yardımı onları az da olsa rahatlatmıştıSürünün yarısı yok olmasına rağmen diğerlerini kurtarmak için savaşa devam ediyorlardı.birden içlerinden en küçüğü elflere baktı:Trendile.Trendil de çocuk(hatta bebek griffona baktı.)Sanki aralarında anlaşıyorlar gibiydi.Bir süre sonra bebek griffon bakmayı kesti ve aralarında en büyüklerinin yanına gitti.Sonra hep birlikte hayaletlerin üzerine yürüdüler.
Bunu gören elf grubumuz hız alarak iskelet haklamaya başladılar.Sadece rahibe hayaletlere saldırıyordu.Şu anlık durumları kötüydü.Çok kötüydü ama savaş devam ediyordu ve düşman sayıları azalıyordu.Şimdiden 4 süvari ölmüştü.Ve işte o anda 2. bir mucize daha oldu.Bir anda Trendil ağlamaya başladı ve zaman durdu.Hiç bir yarı ölü haraket etmiyordu ama griffonlar ve elfler hareket edebiliyorlardı.Ve işte o zaman üstünlük elflerin ve griffonların tarafına geçmişti
Hiç sabrın kalmasa bile vazgeçersen kaybedersin!
Bu savaş sonumuz olacaksa dillere destan bir son olmalı.
Saruman Köpek...! :)

Çevrimdışı #Kurtay

  • # Yörünge Dışı
  • Üye
  • **
  • İleti: 924
  • ,
    • E-Posta
Ynt: Bir Elf-Kutsal Çocuk
« Yanıtla #12 : Ağustos 13, 2008, 12:41:56 ÖÖ »
BÖLÜM 13
Rahibe asasıyla hayaletlere ateş topları fırlatıyordu.Tin de kılıcıyla haraketsiz duran iskeletleri biçiyordu.Diğer askerler de Tine yardım ediyordu.Griffonlar da rahibeye yardım ediyordu.İyi taraf kazandığı bu üstünlükle karşısına gelen herkesi öldürüyorlardı.Hemen hemen sayıları da eşitlenmişti.Ancak bu çok uzun sürmedi.Trendilin ağlaması bittiği an zaman tekrar akmaya başladı ve yarı ölüler harekete geçti.Yine de uyandıklarında sersemlediler.Bu da bir kısmının yok olmasına neden oldu.
Şimdi sayıları eşitlenmişti ve asıl savaş başlıyordu.İlk hamle rahibeden geldi.Çevik bir büyüyle birkaç iskeleti küle dönüştürdü.Hemen ardından Tin kılıcıyla 3 iskeleti yaraladı.Sonra kanlı savaş başladı.Hayalet ordusu griffonların üzerine çullanıyordu.Bir kısmı da rahibenin üzerine.Ancak rahi hayaletlerin üstesinden gelmesini biliyordu.Ancak iskelet okçular işi bozmuştu.Durmak bilmeyen okları griffonları hırpalıyordu.Diğer taraftan Tin ve şövalyeleri en kısa zamanda okçulara ulaşmaya çalışıyorlardı.Ancak önlerine çıkan iskelet savaşçılar buna engel oluyordu.
İşte tam bu sırada Wesnoth askerleri yardım etti.Devriye sırasındayken rastladıkları bu olay karşısında hemen harakete geçip okçuların önünü kestiler.Yaklaşık 150 kişilik grup okçuları teker teker biçiyordu.
Elfler bu durum karşısında daha bir hırsla savaşa başladılar.Artık düşmanın sayısı büyük oranda azalmıştı.Tin önüne gelen iskeleti öldürüyordu.Birinin kafasını kesiyor birinin omurgasını kırıyor kiminin kolunu bacağını koparıyordu.Bu sefer işler yolundaydı ve hatta yarı ölüler kaçışmaya başlamıştı.
Yarı-ölüler teker teker düşerken gökten siyah bir ışık huzmesi düştü.Düştüğü anda herkes haraketsiz kaldı.Trendil hariç&Hemen ardından gökten kara bir griffonla siyah pelerinli biri indi.Etrafına bakmadan Trendile yaklaştı.Yanına geldi.Gülümsedi.Bebeğe biraz baktıktan sonra tutup havaya kaldırdı.Garip büyüler yapmaya başladı.Büyüsünün bitmesine ramak kala siyah pelerinli bir anda küle dönüştü.Hemen ardından tüm yarı-ölülerde.Trendil yere düştüğünde gözleri çoktan kapanmıştı&
***
Onlarca gemi içinde birçok askerle Anduin adasına doğru yoldaydı.Artık ada hafiften seçilmeye başlamıştı.Buradan çok durgun gözüküyordu ama yine de savaş hazırlıkları yapılmıştı.Ama yine de bu cennet görünüşlü adanın birkaç gün önce bir saldırı atlatabildiğini düşünmüyordu.O yüzden rahattılar.Ancak komutanları o kadar da rahat değildi.Sanki saldırıdan emin gibiydiler.
Adaya iyice yaklaşıldığında ağaçlar hafiften gözükmeye başlamıştı.Aynı zamanda da etrafa bir kan kokusu yayılmıştı.Bu herkesin aklını başına getirdi ve hızlanmalarını sağladı.
***
Troller cüce cesetlerini ayaklarıyla eziyordu.Yetmeyip paramparça yapıyordu.Bu sırada trol ordusunun en arkasında trol kralıyla ork kralı konuşuyorlardı:
Ork kralı:Merak etme&Telaşlanacak bir şey yok.Bir kaç gün sonra konseye ulaşırız ve işlerini bitiririz.Hem o zamana kadar kardeşimden de yardım isterim.Şövalyelerini hizmetime verir.
Trol Kralı:İyi tamam da&O haber vermeye giden cüce?Konsey savunmaya hazırlanır.Belki de diğer dostlarından yardım isterler.O zaman ne olacak?
Ork Kralı:Anlamıyorsun.Yarına kadar bu ordu 2 katına çıkacak önümüzde duramazlar.Telaşlanma boşuna&Bak keyfine&
Trol Kralı:İyi&Öyle olsun
Böyle demesine rağmen içindeki şüphe devam ediyordu.Çünkü biliyordu.Cüceler kolay lokma değildi.Ama kendini avutmaya çalışıyordu.
***
Büyülenmiş cüce tüm gücüyle koşmaya devam ediyordu.Ama konseye daha yolu vardı ve büyünün azaldığını hissedebiliyordu.Sanki içindeki güç tükeniyordu.Ayağındaki ağrı bacaklarına kadar çıkmıştı ve hızla yukarılara tırmanıyordu.Bu sırada içinden birçok düşünce geçiyordu.Acaba savaş ne olmuştu.Ne olmuştu arkadaşlarına?Büyük ihtimalle yenilmişlerdi.ancak bunları düşünmemesi lazımdı.Şimdi haberleri konseye iletmesi lazımdı.İletemezse çok kötü şeyler olabilirdi.Bunları düşündükten sonra bacaklarına aldırmadan hızını artırdı.Artık konseye yaklaştığını hissediyordu.Ağrıları da artık kasıklarına kadar gelmişti.Yan etkisi olmalı diye düşündü ve yola devam etti.Ancak izlendiğinin farkında değildi&
***
Saraydaki kutlamaların sonuna geliniyordu artık.Yaklaşık bir hafta süren kutlamalar herkezi mutlu etmişi.Konradı da öyle.Orada kralın yanında mutluca duruyordu.Herkes ona imrenen gözlerle bakıyordu.Çünkü gerçekten güzel bir bebekti.Eğer kralın oğlu tek oğlu Eldaric olmasaydı gelecekte kral bile olabilirdi.Eldaric şuanda 19 yaşındaydı.Yani Konraddan çok büyüktü.Ama her şey olabilirdi.Şuan bunu kimse bilemezdi...
***
Herkes Trendilin başında toplanmıştı.Tin,rahibe ve 1-2 tanede şövalye.Uzun zamandan beri uyuyordu.Yaklaşık 1 gündür.Savaşı kazandıklarından beri.Herşey çok çabuk gelişmişti ve tüm yarı ölüler bir anda yok olmuştu.Ancak o anda Trendilin gözleri kapanmıştı.O zamandan beri de kapalıydı.Herkes onun başında uyanmasını bekliyordu.
Ama işin garip tarafı savaş bittiğinde griffonlar gitmeyip onların yanında kalmıştı.İşte bu herkesi şaşırtmıştı.
Arada bir Wesnothlu askerlerden biri bebeği kontrol ediyor sonra komutanının yanına dönüyordu.En sonunda askererin komutanı bebeğin yanına geldi.Elfler bunu görünce biraz toparlandılar ve komutanla konuşmaya başladılar.Ama bu çok uzun sürmedi.Konuşma bitince gözler yine Trendile dikildi.Hemen ardından omutan toparlandı ve ayağa kalktı.Kalkar kalmaz Trendil gözerini açtı ve ağlamaya başladı.Bunu gören herkes sevince boğuldu.Griffonlar bile&Özellikle küçük griffon.Rahibe bunu görünce hemen bebekle ilgilenmeye başladı ve söze gird
Hiç sabrın kalmasa bile vazgeçersen kaybedersin!
Bu savaş sonumuz olacaksa dillere destan bir son olmalı.
Saruman Köpek...! :)

Çevrimdışı #Kurtay

  • # Yörünge Dışı
  • Üye
  • **
  • İleti: 924
  • ,
    • E-Posta
Ynt: Bir Elf-Kutsal Çocuk
« Yanıtla #13 : Ağustos 13, 2008, 12:43:10 ÖÖ »
şuanlık bu kadar yazıldı devamı yazıldıkca eklicem

arkadaş cok büyük ve guzel emekler harcayarak yazmış.
Hiç sabrın kalmasa bile vazgeçersen kaybedersin!
Bu savaş sonumuz olacaksa dillere destan bir son olmalı.
Saruman Köpek...! :)

Çevrimdışı e|errea

  • # Yörünge Dışı
  • Üye
  • **
  • İleti: 252
  • I find your lack of loli disturbing.
    • E-Posta
Ynt: Bir Elf-Kutsal Çocuk
« Yanıtla #14 : Ağustos 13, 2008, 12:51:04 ÖÖ »
Bir kısmını okudum da..çüş.

Özenerek yazdığının farkındayım,ve takdir ediyorum.
█▄ █▄█ █▄ ▀█▄
e l r o h i m e x b u r n
meme **** göğüs bacak