Milliyet Pazar ekine konuşan Arzum Onan-Mehmet Aslantuğ çifti evliliklerinin üstünde dolaşan dedikodu dalgasına yanıt verdi...
Mehmet Aslantuğ: “Brezilya dizileri kodlarıyla hareket eden öykülerden kaçarken, hayatımızı Brezilya dizilerine çevirdiler. Gündem yaratma çabamız yok ki bizim.” Arzum Onan: “Bu tür haberlerden beslenmek isteyen, buna ihtiyaç duyan bir çift değiliz, hiç de olmadık”
Eşini dövdüğü haberlerine de yanıt veren Mehmet ASlantuğ şunları söyledi:
“Yakıştı mı?” diye manşete çıkmışken, bir magazin programına katılıp, içim acıyarak ve duygulanarak “Yahu ne demek dövmek?” demek ihtiyacı hissettim. Yani, babası 48 yaşında vefat etmiş, benim hayatımın kadını, çocuğumun annesi... Ki babası onu bana emanet etmiş... Dövmek ne demek? Hiçbir şey olmasa bile emanettir... Ortalığı karıştırıp, insanları başka yerlere yerleştirip oradan nemalanmak, bir işkence aslında. Hayatımın sonuna kadar aktör olarak yaşamayabilirim; ama bana ait bir hayat var. Bana özel anlarıyla, çocuğumla, evliliğimle şekillenen bir hayat var. Ben razıyım bu hayata. Buna tevekkül diyelim mi? Razıyım ben. Bu durumda en az benim kadar sorumlu davranmalarını beklemek hakkım değil mi? Susayım mı? “Ünlüysen katlanacaksın” deyip, gülüp geçeyim mi?
Arzum Onan’sa dedikodulardan aile hayatının etkilendiğini söylerken şunları söyledi:
Mutlu musunuz?..
Çok şükür çok mutluyum. Ama mutluluğumuzu ya da başkaca diğer duygularımızı açıklamak durumunda kalmaktan yorgunuz...
Neden yoruldunuz?
Duyguları açıklama çabası her şeyin önüne geçiyor neredeyse... Bu tür haberlerden beslenmek isteyen, buna ihtiyaç duyan bir çift değiliz; hiç de olmadık. Magazin bir değirmen gibi öğütmeye o kadar ihtiyaç içinde ki, içimizde yaşamamız gereken her şeyi saçma dedikodular yüzünden zaman zaman ispatlamamız gerekiyor işte.
Tabii göz önünde oyuncular olmanızdan kaynaklanıyor bu durum.
Oyunculuk, yaşadığım tecrübelerle biçimleniyor. Bana her çalışma, başka bir değer katıyor. Her işten değişik deneyimler kazanarak çıkıyorum. Aslında oyuncuların birçoğu için de durum böyle. Hayatın bizzat kendisi insanı geliştiren bir süreç; böyle duygular içindeyim. “Yaşamla göz önünde olma” halini bir türlü anlayamıyorum.
“Basına yansıyanları Can’a anlatmakta zorlanıyoruz”
Geleceğinizi nasıl görüyorsunuz?
Bir oyuncu olarak özellikle bir beklentim, stratejim yok. Mehmet’in benimle ilgili paylaştığı hayatı kabul ediyorum ve buna değer katmak istiyorum. Bu paylaşılan hayat, hem evde hem de profesyonel arenada. Önümüzde bir proje var örneğin, birlikte hayata geçirmek istiyoruz. Mehmet’in çekeceği bir kıyı öyküsünde oynayacağım bir karakter var. Onun dışında bağımsız bir stratejiye gerek duymuyorum. Oyunculuk için keskin hedefler koymadım; buna da ihtiyaç duyan biri değilim açıkçası.
Bir de heykel tutkunuz var.
Heykel benim için her şeyden başka. Başlayalı beş yıl oldu ve yaparken inanılmaz bir keyif içindeyim. Kendimi ayrıca tanımladığım ve beni sahiden besleyen bir sanat. Heykelle çok başka türlü mutluyum.
Can kaç yaşında oldu bu arada?
9 yaşında. Artık bir birey o. Can’la geçen zamanlarımın başka hiçbir şeyle değişmeyecek kadar kararlı bir annelik yaşıyorum. Çok şükür ki, güzel bir iletişimimiz var. Dinleyen, anlayan ve makul olanı kabul edebilen bir çocuk Can.
Şu dönemde gazeteleri ondan saklıyor musunuz?
Sadece böyle dedikoduların arada bir gazete haberlerine yansıdığı dönemlerde, evet. Ama yine de, okulda öğrenme ihtimaline karşı, anlayabileceği şekilde anlatıyoruz. Bu bizim için zor ama onun için daha da zor ve anlaşılmaz bence.