Gönderen Konu: Mahçupyan'dan PKK'ya iğrenç mesaj!  (Okunma sayısı 719 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Cort£z Twi

  • # Yörünge Dışı
  • Üye
  • **
  • İleti: 373
  • Alayına isyan ölümüne uA.
    • E-Posta
Mahçupyan'dan PKK'ya iğrenç mesaj!
« : Mayıs 02, 2009, 01:51:18 ÖS »
Mahçupyan'dan PKK'ya iğrenç mesaj!

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni ve Taraf gazetesi yazarı Etyen Mahçupyan, dünkü köşesinden "PKK'lı teröristlere sakın silah bırakmayın" mesajı gönderdi.

Yazısında 1909 yılında silah bırakan Ermeni çetecilerin devlet tarafından katledildiğini öne süren Etyen Mahçupyan, şunları yazdı:

Kürt toplumu devlete güvenmemektedir
"Bugün PKK'nın silahsızlanmasından söz edenler, Türkiye Devletinin Kürt belleğindeki tarihinin farkında değilmiş gibi davranıyor. PKK gerçekten de silah bırakabilir, hatta bunu isteyebilirde... Ama mümkün olabildiğince de bırakmayacaktır, çünkü Kürt toplumu devlete güvenmemektedir. PKK'nın 'siyasallaşması' adı altında Kürtler üzerinde daha da tahakkümcü bir rejimin kurulmayacağının hiçbir garantisi yoktur ve böyle bir garantiyi verebilecek bir devlet mercii de bulunmamaktadır.

‘Ermeniler 1909'da direnç gösterdi'

Çünkü tarih bu tür garantilerin boş olduğunu kanıtlamış durumda... Bu yıl, 1909 Adana katliamının yüzüncü yıldönümü... Birilerinin unutturmaya, başkalarının ise hatırlamaya çalıştığı bir olay. İkinci Meşrutiyet'in ilanından hemen sonra patlayan çatışmanın temelinde Ermeni ailelerin elindeki servetin cazibesi yatıyordu. Sınırlı çapta başlayan ama hızla silahlı 'sataşmaya' varan olaylarda her iki taraftan da az sayıda insan ölürken, Ermeniler beklenmediği kadar dirençli çıkmışlardı ve güven duymadıkları için silahlarını teslim etmeye de yanaşmamaktaydılar.

‘Silahları teslim edince katliam oldu'

Bu durumda Meclis bir silahsızlandırma kararı aldı ve giden heyet Ermenileri de ikna etti. Ermeniler silahlarını teslim ettiler... Sonraki günlerde otuz bin kişi katledildi. Bugün Kürtlere PKK'nın silah bırakmasının ne denli 'doğru' olduğunu anlatabilirsiniz. Aslında onlar da aynı şekilde düşünüyorlar, barışın ancak silahsız bir ortamda sağlanabileceğini biliyorlar. Ama bu toprakların tarihini de biliyorlar ve devlete güvenmiyorlar. Mesele budur."

Önceki gün TESEV'de konuştu

Etyen Mahçupyan önceki gün de TESEV tarafından Kayseri Ticaret Odası salonunda düzenlenen 'Değişen Türkiye'de Devlet Algısı ve Milliyetçilik' konulu panelde konuştu. Türkiye'nin demokratik bir ülke olamamasının en önemli nedenlerinden birinin yaşanan darbeler ve şu anda tartışılan güncel sorunlar olduğunu ileri sürdü. Mahçupyan, bu sorunların birçoğunun kimliklere ilişkin olduğunu öne sürerek, bunun da Türkiye'nin henüz kimliklere ilişkin bir eşiği geçemediğini gösterdiğini bildirdi.

Yeniçağ Gazetesi...

www.24haber.com
24 haber
24haber
2/5/2009 @ 8:6

http://www.24haber.com/?newsENGINE=headline&newsid=32888

Şimdi biri çıkıp bu yazısından ötürü bu adamı vursa , hepimiz ermeniyiz dicez sanırım :S
aLso Known aS Evenness TwiLight...

at bile vs'de eve kaçmıyor uehuehueh

inleyen beygir v0.7 BETA

  • Ziyaretçi
Ynt: Mahçupyan'dan PKK'ya iğrenç mesaj!
« Yanıtla #1 : Mayıs 02, 2009, 02:14:07 ÖS »
Ortamı germeye çalışıyorlar buda piyon sadece. Pkk silah bıraksa ne bırakmasa ne ****** cocugu ******* cocuklugunu her şekilde belli eder.
« Son Düzenleme: Mayıs 02, 2009, 02:21:35 ÖS Gönderen: inleyen beygir v0.7 BETA »

Çevrimdışı Ercik - Gayalad

  • # Yörünge Dışı
  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 5
    • E-Posta
Ynt: Mahçupyan'dan PKK'ya iğrenç mesaj!
« Yanıtla #2 : Mayıs 02, 2009, 07:04:34 ÖS »
Ermeni değilmi alayı aynı . Bak mesela Alende böyle düşünüyor .

Çevrimdışı aLén*

  • Kıdemli Üye
  • ***
  • İleti: 2563
  • Mesaj Sayısı: 1905
    • E-Posta
Ynt: Mahçupyan'dan PKK'ya iğrenç mesaj!
« Yanıtla #3 : Mayıs 02, 2009, 07:10:40 ÖS »
Yine kopardın beni gayalad.

inleyen beygir v0.7 BETA

  • Ziyaretçi
Ynt: Mahçupyan'dan PKK'ya iğrenç mesaj!
« Yanıtla #4 : Mayıs 02, 2009, 07:24:13 ÖS »
:D

Çevrimdışı the kumpir

  • Kıdemli Üye
  • ***
  • İleti: 1100
  • çapkın kız diyorlar benim adım çapkın kız
    • internet
    • E-Posta
Ynt: Mahçupyan'dan PKK'ya iğrenç mesaj!
« Yanıtla #5 : Mayıs 02, 2009, 07:29:10 ÖS »
işlerine geldimi öyle bi güveniyolar kiii.
sıkışınca öyle bir sığınıyolar kii .

Çevrimdışı |Azerun|

  • Üye
  • **
  • İleti: 371
Ynt: Mahçupyan'dan PKK'ya iğrenç mesaj!
« Yanıtla #6 : Mayıs 02, 2009, 08:09:08 ÖS »
işlerine geldimi öyle bi güveniyolar kiii.
sıkışınca öyle bir sığınıyolar kii .
Dimi ama  (: saddam katliam yaparken tüm ırak halkı kürtlerin üzerine yürürken bize sığınıyorlardı, Özal insanlık yaptı sınırı açtı yüzbinlerce kürdü türkiyeye yerleştirdi, daha sonra onların kaçı geriye döndü ? birazı..

Td*

  • Ziyaretçi
Ynt: Mahçupyan'dan PKK'ya iğrenç mesaj!
« Yanıtla #7 : Mayıs 03, 2009, 02:47:19 ÖS »
İnternet denen bir şey var. Yeniçağ yorumuna mahkum değiliz yani. Yazının tamamını ekleyeyim, ne anlatılmaya çalışıldığı yeterince açık zaten:

Kürt meselesinin palavra kaldırmadığı zaten uzun zamandan beri biliniyordu. Aslında devletin geçmişteki tutumu bir yandan ‘Kürt yoktur’ derken, aynı zamanda Kürtleri çok önemsediğini de göstermekte. Zaten bu ‘Kürt yoktur’ söylemi de Kürtleri tanımanın değil, Kürtlerle mücadele etmenin aracıydı. Ama sahte gerçeklikler yaratmak Cumhuriyet rejiminin sıkça başvurduğu taktiklerden biri. Farklılıkların eşit bir biçimde birlikte yaşayabilmesini mümkün kılan bir sistemi tehdit olarak algıladığı için, Cumhuriyet idaresi bizzat Türkiye toplumu içindeki farklılıklara da ‘yabancı’ muamelesi yaptı ve onları başka bir ülkenin vatandaşları gibi değerlendirdi. Dolayısıyla toplumsal eşitliği ve özgürlüğü geliştirecek, söz konusu farklı kimliklere haklarını teslim edecek her adım bir ‘taviz’ olarak görüldü. Sanki Türk kimliğini temsil eden devlet ile diğer kimlikler arasında bir çatışma ve pazarlık süreci yaşanmaktaydı ve devletin asıl amacı bu çatışmayı kazanmaktan ibaretti.

Meseleye böyle bakıldığında ‘Kürt yoktur’ söyleminin taktiksel işlevini de anlayabiliyoruz. Olası bir pazarlık sürecine en geriden başlamanın avantajı açık... Ayrıca toplumu bu yönde manipüle etmenin getirdiği bir psikolojik üstünlük de söz konusu. Bu yaklaşım Ergenekon soruşturması çerçevesinde karşılaştığımız darbe girişiminin pek de ‘post modern’ sayılamayacağını gösteriyor. Çünkü Türkiye’de devlet toplumun bir bölümünü kendi istediği yönde hareketlendirmede epeyce deneyimli... Bu hareketlendirmenin zeminini ise, Batıdaki uygulamaların aksine, toplumun cahil bırakılması veya kasıtlı yanlış bilgi ile doldurulması teşkil ediyor.

Cehalet seviyesi ayarlanmış toplumlarda, büyük meselelerin ‘çözümünde’ bazen çok uygun koşullarla karşılaşılabiliyor ve o zaman devlet fırsatı pek kaçırmıyor. Basit bir örnek vermek gerekirse Varlık Vergisi’nin 2. Dünya Savaşı yıllarında uygulamaya konması, ya da daha geri gidersek Süryani ve Ermeni Tehcirleri’nin 1. Dünya Savaşı yıllarına denk gelmesi gibi... Böylesi konjonktürel durumlar, her ülkenin uluslararası hukuki normlardan uzaklaşabilmesini ve böylece hukukun dışına çıkabilmesini sağlıyor. Yapılanlar yapanın yanına kâr kalırken, yaşananlar da ‘o dönemde bazı şeyler olmuş ama savaş varmış’ mantığı içinde tarihe gömülüyor.

Böylece uzun zamandır süregelen ve çözülemeyecekmiş gibi duran bazı sorun alanlarında devlet ve dolayısıyla Türk kimliği lehine kalıcı büyük hamleler yapılabiliyor... Bu kendine özgü tarihi Türk kimliğine sahip olanlar pek bilmiyor ve zaten pek de ilgilenmiyorlar. Çoğu devletin kendilerine sunduğu ideolojik ‘bilgi paketinden’ hoşnut olarak ve vatandaşlığın gerektirdiği cehaleti sahiplenerek hayatlarına devam ediyor. İtiraz eden bir azınlık ise ötekileştiriliyor ve hainliğe kadar uzanabilen bir yelpazede sığınmacı konumunda kalıyorlar.

Ne var ki diğer kimlik sahipleri açısından tam tersine bir durum var. Örneğin gayrımüslimler bu ‘devlet tarihini’ çok iyi bilirler ve kendi kimliklerini biraz da söz konusu tarihin bilinir hale gelmesi sayesinde ayakta tutarlar. Aynı durum Kürtler için de geçerlidir... Böylece ortaya garip bir durum çıkar: ‘Türkler’ ne denli unutmaya eğilimli iseler, ‘Kürtler’ de o denli hatırlamaya eğilimlidir...

Diğer taraftan devletin karşısına aldığı kimlikler etrafında siyaset yapanlar, karşılarında çatışmacı, konjonktürü kollayan, güvenilemeyecek bir hasım olduğunun farkındadırlar. O nedenle onlar da kendi pazarlık güçlerini azamileştirmeyi esas alırlar. Devlet karşısında eşitsiz bir konumda olmak ve düşünce özgürlüğüne izin vermeyen bir cumhuriyet rejimi içinde yaşamak ise, pazarlık gücünün azamileştirilmesini çoğu zaman silahlı bir güç haline gelmekle bağlantılı kılar. Kısacası PKK’nın bir şiddet kullanan örgüt olarak ortaya çıkışı, devletle eşitlik arayışını da ima etmektedir. Diğer taraftan bugün PKK’nın varlığı ise daha da işlevseldir, çünkü bu örgütün eylemlerini desteklemeyen Kürtler açısından bile PKK devlet karşısında bir pazarlık unsurudur.

Bugün PKK’nın silahsızlanmasından söz edenler Türkiye Devletinin Kürt belleğindeki tarihinin farkında değilmiş gibi davranıyorlar. PKK gerçekten de silah bırakabilir, hatta bunu isteyebilir de... Ama mümkün olabildiğince de bırakmayacaktır, çünkü Kürt toplumu devlete güvenmemektedir. PKK’nın ‘siyasallaşması’ adı altında Kürtler üzerinde daha da tahakkümcü bir rejimin kurulmayacağının hiçbir garantisi yoktur ve böyle bir garantiyi verebilecek bir devlet mercii de bulunmamaktadır. Çünkü tarih bu tür garantilerin boş olduğunu kanıtlamış durumda...

Bu yıl 1909 Adana katliamının yüzüncü yıldönümü... Birilerinin unutturmaya, başkalarının ise hatırlamaya çalıştığı bir olay. İkinci Meşrutiyet’in ilanından hemen sonra patlayan çatışmanın temelinde Ermeni ailelerin elindeki servetin cazibesi yatıyordu. Sınırlı çapta başlayan ama hızla silahlı ‘sataşmaya’ varan olaylarda her iki taraftan da az sayıda insan ölürken, Ermeniler beklenmediği kadar dirençli çıkmışlardı ve güven duymadıkları için silahlarını teslim etmeye de yanaşmamaktaydılar. Bu durumda Meclis bir silahsızlandırma kararı aldı ve giden heyet Ermenileri de ikna etti. Ermeniler silahlarını teslim ettiler... Sonraki günlerde otuz bin kişi katledildi...

Bugün Kürtlere PKK’nın silah bırakmasının ne denli ‘doğru’ olduğunu anlatabilirsiniz. Aslında onlar da aynı şekilde düşünüyorlar, barışın ancak silahsız bir ortamda sağlanabileceğini biliyorlar. Ama bu toprakların tarihini de biliyorlar ve devlete güvenmiyorlar. Mesele budur...

Laru

  • Ziyaretçi
Ynt: Mahçupyan'dan PKK'ya iğrenç mesaj!
« Yanıtla #8 : Mayıs 07, 2009, 10:48:59 ÖS »
Dimi ama  (: saddam katliam yaparken tüm ırak halkı kürtlerin üzerine yürürken bize sığınıyorlardı, Özal insanlık yaptı sınırı açtı yüzbinlerce kürdü türkiyeye yerleştirdi, daha sonra onların kaçı geriye döndü ? birazı..

valla kişisel gorusum tespit edeceksn her birini birer birer hangisi iyi hangisi kotu ( iyileştirilmiş nazi düşüncesi )

hepsini adm oluncaya kadar sopalıyacaksın.

addam olmıyanlarıda sureceksin başka diyara.

ne bk yiyorlarsa orda yesinler.

Çevrimdışı SorhThor

  • Üye
  • **
  • İleti: 498
    • E-Posta
Ynt: Mahçupyan'dan PKK'ya iğrenç mesaj!
« Yanıtla #9 : Mayıs 09, 2009, 01:45:55 ÖS »
Şunu anlamıyorum :

1- Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkes hukuk önünde eşittir. Hatta Osmanlıdan beri "azınlık" olarak nitelendirilen Kürt ve Ermeniler yurt dışından büyük destekler görmüş yeri geldiğinde bir Türkten daha çok hakka sahip olmuştur. Bu kişiler Türkiye cumhuriyeti vatandaşı olduklarında bu devletin haklarından yararlanıyorlar. İtfaiye onlar ermeni ya daKürt olduğu için gitmemezlik yapmıyor. 112 arandığında ambulans onlara gelmemezlik etmiyor. Evleri soyulduğunda Polis "kusura bakmayın siz Kürtsünüz, siz ermenisiniz, gelemeyiz" demiyor. En ufak sorunda Avrupa İnsan Hakları mahkemesine gidebiliyorlar (Avrupa bıktı zaten bizden). Bir ayrımcılık varmış gibi davrananlar bilmiyorlar ki Bir Kürdün yaşadığı sosyal sorunları bir Türkte yaşıyor. Eğer sistemden kaynaklı bir sorun varsa bu sadece Kürtleri, Ermenileri, Lazları, Çerkezleri ilgilendirmiyor. Bu tüm Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde yaşayan herkesi ilgilendiriyor. Tatil amaçlı gelen bir turist bile aynı sorunu çekiyor. Yani kimseye özellikle yapılan bir ayrımcılık YOK!!! 86 sene öncesinin rövanşını almak isteyen zihniyetlerin oyununa gelmeyelim.

2- Bizlere "faşist" diyorlar. Ancak bizim aydınlarımızın çoğu Kürtler ve Türkler kardeştir diyor. Hepimiz aynı çatı altında duralım güçlü olalım çağrısı varken, onlar her türlü kışkırtmaya gelip toprak talebinde bulunuyorlar. Peki şimdi faşist kim ? Türk aydınları yıllarca bu topraklarda kendilerine "Kürt Aydını" diyip, ülkeyi bölme planları yapan kişileri eğitmedi mi ? Kürtlerin okuluna Türk hoca girmedi mi ? Eğer bir yöreye öğretmen gidemiyorsa bundan sadece Kürt mü etkileniyor ? Yani insana zorla böyle örnekler verdiriliyor. Zorla Kürt ve Türk gibi ayrı ayrı konuşmak zorunda bırakılıyoruz. Soruyorum faşist kim ?

3- Soğuk savaş sonrası tüm dünya birleşemeye dayalı bir politika izledi. Doğu Almanya ile Batı Almanya birleşmesi gibi. Güney Kore ve Kuzey Kore birleştirilmeye çalışılıyor (her ne kadar sakat bir konu olsada esas amaç birleştirilmeleri), Çin Taiwan ile birleşmeye çalışıyor vs. vs. Bizdekiler ise nasıl bölünürüzün peşinde.

4- Diğelim ki bölündük. Kürtler ayrı bir toprak aldı. İnanıyolar mı özgür, süper büyüyen, ekonomik olarak fevkalade kalkınan bir toplum olacakalar ? Stratejik olarak en sorunlu coğrafya da toprak alarak ve bölünmüş olarak ellerine ne geçecek ? Torba devlet olup Amerikan kuklasımı olmak istiyorlar ? Tamam belki bizde çok bağımsız değiliz bu konuda ama en azından birlikte hareket edip çözüm gelebilir. Ayrılıp iyice kukla olmak niye ?

Bunların hiç birini anlamıyorum.
"Bu evrende en sık rastlanan iki şey hidrojen ve aptallıktır."

Td*

  • Ziyaretçi
Ynt: Mahçupyan'dan PKK'ya iğrenç mesaj!
« Yanıtla #10 : Mayıs 09, 2009, 07:23:31 ÖS »
Şunu anlamıyorum :

1- Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkes hukuk önünde eşittir. Hatta Osmanlıdan beri "azınlık" olarak nitelendirilen Kürt ve Ermeniler yurt dışından büyük destekler görmüş yeri geldiğinde bir Türkten daha çok hakka sahip olmuştur. Bu kişiler Türkiye cumhuriyeti vatandaşı olduklarında bu devletin haklarından yararlanıyorlar. İtfaiye onlar ermeni ya daKürt olduğu için gitmemezlik yapmıyor. 112 arandığında ambulans onlara gelmemezlik etmiyor. Evleri soyulduğunda Polis "kusura bakmayın siz Kürtsünüz, siz ermenisiniz, gelemeyiz" demiyor. En ufak sorunda Avrupa İnsan Hakları mahkemesine gidebiliyorlar (Avrupa bıktı zaten bizden). Bir ayrımcılık varmış gibi davrananlar bilmiyorlar ki Bir Kürdün yaşadığı sosyal sorunları bir Türkte yaşıyor. Eğer sistemden kaynaklı bir sorun varsa bu sadece Kürtleri, Ermenileri, Lazları, Çerkezleri ilgilendirmiyor. Bu tüm Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde yaşayan herkesi ilgilendiriyor. Tatil amaçlı gelen bir turist bile aynı sorunu çekiyor. Yani kimseye özellikle yapılan bir ayrımcılık YOK!!! 86 sene öncesinin rövanşını almak isteyen zihniyetlerin oyununa gelmeyelim.

Osmanlı farklı bir yapı. Osmanlı da gayri-müslim cemaatin bir kısmının bazı konularda ve konjonktüre bağlı olarak kayırıldığı doğrudur. Ama aynı Osmanlı'da Tanzimat'a kadar müslim-gayrimüslim eşitsizliği müslim lehinedir. Ayrıca Osmanlıda 'Kürt Meselesi' diye bir şey yoktu. Birkaç Kürt ayaklanması olduysa da bunlar milliyetçi renginde değillerdi, daha lokal sebepleri vardı. Türkiye'ye gelirsek. İtfaiye örneği biraz eksik kalıyor. Mesela bu ülkede Kürtçe'nin yasak olduğu, hatta zabıtaların her Kürtçe kelime konuşana kelime başına ceza kestiği dönemler oldu. Yakın döneme kadar Kürtçe özel eğitim kurumlarında(kurslar vs.) dahi öğretilemiyordu, resmi eğitim kurumlarında hala tanınmıyor(Bazı üni.'lerde Kürt dili ve edebiyatı bölümlerinin açılması meselesi vardı en son). Türk'le, Kürt eşitse, Türk, Türkçe eğitim görebildiği gibi, Kürt de Kürtçe eğitim görebilmeli, yayın yapabilmeli. Yine Cumhuriyet döneminde gayri-müslim vakıflarının gaspı meselsi var ki ona hiç girmiyorum. Varlık Vergisi mevzusunu da tamamen atladım.

2- Bizlere "faşist" diyorlar. Ancak bizim aydınlarımızın çoğu Kürtler ve Türkler kardeştir diyor. Hepimiz aynı çatı altında duralım güçlü olalım çağrısı varken, onlar her türlü kışkırtmaya gelip toprak talebinde bulunuyorlar. Peki şimdi faşist kim ? Türk aydınları yıllarca bu topraklarda kendilerine "Kürt Aydını" diyip, ülkeyi bölme planları yapan kişileri eğitmedi mi ? Kürtlerin okuluna Türk hoca girmedi mi ? Eğer bir yöreye öğretmen gidemiyorsa bundan sadece Kürt mü etkileniyor ? Yani insana zorla böyle örnekler verdiriliyor. Zorla Kürt ve Türk gibi ayrı ayrı konuşmak zorunda bırakılıyoruz. Soruyorum faşist kim ? 

Şimdi aydınlarımız diyince çok genellemeci bir tavır oluyor. Hangi aydınlar? Bugün hala Kürt diye birşey olmadığını, Kürtlerin dağ Türkü olduğunu söyleyen 'aydın'lar da var. Kürt milliyetçiliğinin faşistleşmesi konusunda kesinlikle haklısın ama şunu da unutmamak lazım, Kürt milliyetçiliği Türk milliyetçiliğine tepki olarak doğdu.
 
3- Soğuk savaş sonrası tüm dünya birleşemeye dayalı bir politika izledi. Doğu Almanya ile Batı Almanya birleşmesi gibi. Güney Kore ve Kuzey Kore birleştirilmeye çalışılıyor (her ne kadar sakat bir konu olsada esas amaç birleştirilmeleri), Çin Taiwan ile birleşmeye çalışıyor vs. vs. Bizdekiler ise nasıl bölünürüzün peşinde. 

Doğru, ama eksik. Bazı alanlarda birleşmeler olurken, bazı alanlarda da yerelleşme vurgulanıyor. Yani Soğuk Savaş sonrasında yerel değerlerine sahip çıkanların birleşmesi trendi peydah oldu denilebilir.

4- Diğelim ki bölündük. Kürtler ayrı bir toprak aldı. İnanıyolar mı özgür, süper büyüyen, ekonomik olarak fevkalade kalkınan bir toplum olacakalar ? Stratejik olarak en sorunlu coğrafya da toprak alarak ve bölünmüş olarak ellerine ne geçecek ? Torba devlet olup Amerikan kuklasımı olmak istiyorlar ? Tamam belki bizde çok bağımsız değiliz bu konuda ama en azından birlikte hareket edip çözüm gelebilir. Ayrılıp iyice kukla olmak niye ?

Bunların hiç birini anlamıyorum.

Toprak alıp verme meselesinden yukarıda da bahsetmişsin, kasıtlı olarak sona bıraktım. Bilmiyorum takip ediyor musun, Milliyet'ten Hasan Cemal bir kaç gündür köşesinde Murat Karayılan'la yaptığı röportajı yayınlıyor. Eh 'bölücü' Kürtlerin fiilen en üstünde bulunan kişi, bölünmeden, hatta federasyondan dahi vazgeçildiğini, sadece silahların susması gerektiğini söylüyor. Tabii bunu yaparken aynı zaman da bir kaç gün önce Türkiye'nin 10 askerinin PKK tarafından şehit edildiğini atlıyor. Ahmet Altan yazmıştı birkaç gün önce, PKK gerçekten barış istiyorsa öncelikle ateşkes ilan etmeli. Eh PKK'nın ateşkes ilan etmesi için Türkiye'nin de TRT Şeş'ten biraz daha ciddi bir iki reform yapmalı ki samimi olduğunu göstersin. Bir kere silahlar susunca masa başında -eğer açık fikirli bir ortam oluşursa- halledilemeyecek mevzu yok.

Bir de eklemem lazım. Toplumda oluşması gereken irade 'silahlar sussun' şeklinde olmalı, bizim forumdaki bazı tereslerin takındığı 'bütün Kürtleri sağ baştan kesmek lazım' mantığıyla bir yere varılamayacağını, 32. Gün'e katılan Yaşar Büyükanıt "Bütün TSK Kandil'e gitse dahi PKK'yı bitiremez" sözüyle gösterdi zaten. Hani duyarlı olunamıyorsa bile en azından mantıklı olunsun.

Immortal

  • Ziyaretçi
Ynt: Mahçupyan'dan PKK'ya iğrenç mesaj!
« Yanıtla #11 : Mayıs 09, 2009, 09:06:01 ÖS »
Doğu Almanya , Batı Almanya örneği verilmiş. Ona bir ek yapayım dedim. Resmen olmasa da Batı Almanya , Doğu Almanya'yı satın almıştır. Şöyle ki ; işte atıyorum 1 milyar avroluk fabrikaları Doğu Almanya'ya taşımıştır. Eğer taşımasa bugun bizim durumumuzda olabilirdi.
İşte bu kürt alevi  türban vs vs meseleleri ancak ekomonik olarak bir yerlere geldiğimizde son bulur. Yoksa uğraşır dururuz.

Çevrimdışı Zaibatsu*

  • Kıdemli Üye
  • ***
  • İleti: 1516
    • E-Posta
Ynt: Mahçupyan'dan PKK'ya iğrenç mesaj!
« Yanıtla #12 : Mayıs 10, 2009, 12:32:30 ÖÖ »
 >:( >:D
« Son Düzenleme: Mayıs 10, 2009, 03:47:36 ÖÖ Gönderen: Zaibatsu* »
Erkekler gördüklerine, Kadınlar duyduklarına inanır,
Bu yüzden kadınlar makyaj yapar erkekler yalan söyler...

Çevrimdışı SorhThor

  • Üye
  • **
  • İleti: 498
    • E-Posta
Ynt: Mahçupyan'dan PKK'ya iğrenç mesaj!
« Yanıtla #13 : Mayıs 10, 2009, 03:53:48 ÖÖ »
@ TD

Şimdi hocam tekrar madde madde cevap vermek isterdim ancak sanırım tartışma uzar gider ve başka konulara kadar çekilir. Ancak temel bazı şeylere cevap hakkı doğdunu düşünüyorum şahsımca. Örneğin : 3. maddeye karşılık verdiğinde bölünmenin gereksinimini açıklamıyor. Doğu ALmanya'nın değerleri hala yerel olarak uygulanıyor. Hatta Doğu Almanların pek sevilmemesi ve günümüzde hala Almanya'nın Doğusundan gelenler bir anitpatik görüş hakim. Ancak bakıldığında temel nokta Almanyanın Doğusuyla Batısının bir bütün olması. Yani amaç toprak bütünlüğü. Globalleşme ne kadar hızlı yayılırsa yayılsın yerel değerler, yerel örgütler hep kalacak buna bir şey demiyoruz zaten.
2.ci madde için tabii ki dediğim Kürtleri medeniyetin getirdiği koşullarda eğiten Türk aydınlarından bahsediyorum. Üniversitelerde ki öğretim üyelerinden bahsediyorum. Kimisi farklı kimisi çok farklı düşünür kabul ancak gene temelde eğitimi veren hocaların köken olarak çoğunluğunun Türk olduğunu bildiğimiz de sonuç dediğim gibi çıkıyor. Kürt milliyetçiliği Türk milliyetçiliğine tepki olarak doğduğu tezine tamamen karşıyım. Kürt Milliyetçiliği kışkırtma sonucu doğdu. Kendiliğinden gelişen bir sosyal bunalım olarak doğduğuna inanmıyorum.

Son madde de tamamen karşıyım. Bir kere biz kimle masaya oturacağız ? Silahlar sussun diyenler yurt dışında lobileşmiyor mu Türkiye'ye karşı. Bu adamlar çok bilgileri varmış gibi Ermeni soykırımınıda destekliyor. PKK'ya destek verdiklerini biliyoruz. Ondan vazgeçtik, bundan geçtik tek istediğimiz silahlar sussun. Silahlar teröristlerin bir şeyden vaz geçip bir şeylere mutakıb olduklarına göre susmaz. Karşımızda bir devlet  olsa masaya otururuz. Dünya da hangi millet Teröristlerle masaya oturup anlaşmıştır ? Bu ülke neyi ne noktaya taşıdı da "işte TRT-Şeşi" çok samimi görmüyoruz şunu samimi bulmuyoruz gibi tepkiler doğuyor. Samimiyet derken nasıl bir paradigmada konuşuyoruz ? Bana göre TRT-Şeş çok samimi. Ona göre değil. Hadi bakalım kanıtla adama samimi olduğumuzu.

Bir kere şunu bilelim bu konular alelade bir şeymiş gibi konuşulduğunda sonu kötü olur. Tarhite çok örneğini gördük. Bu tarz tehlikeli sularda, teröristlerle masaya oturalım, daha çok hak verelim gibi şeyler temkinli gider. Kürtler aydın bir millet olduklarına inanıyorlarsa ve toprak istemiyorlarsa onlarda maalesef Türkiye Cumhuriyeti bürokrasisini bekleyecekler. Sistemin yanlışlıkları var, yavaş diyorsan gene dediğime geliyor. Bir bürakrasi din dil ırk ayırt etmeden hep yavaştır. Türkede yavaş Kürde de yavaş. Kürtler sabırsız bir biçimde,kışkırtılarak, oyuna getirilerek, dağlara çıkartılarak hak arıyorlarsa çok işleri var daha ve bizede çok eziyetleri var. Biz onlara samimi gözükeceğiz tamam da ya onların samimiyetini nasıl göreceğiz ? Dağdaki PKK TRT-Şeşten tatmin olmuyorsa samimi görmüyorsa bundan bize ne ? Bu adamlar AF peşindeler başka bir şey değil. Onlarda bize samimiyetini göstersin. Bir Kürt yazar çıkıyor ben bu ülkenin bölünmesini artık istemiyorum diyor. Şimdi demekki önceden istiyordun. Demek ki önceden kışkırttın herkesi. Demek ki ölen şehitlerin yükümlülüğü var boynunda. Şimdi kalkıp yok artık istmeiyorum diyorlar. Bir kadın çıktı geçen diyor ki DTP'nin kafası karışık. Şu anki Kürtlerinde kafası karışık. Yazdığı gazete TARAF. Gazetenin ne olduğu malum. Kürtlerle ilgili olan olayları manşete ver. Onun için şehit olmuş gencecik çocukların haberini verme. Bu mu samimiyet ?

Samimiyet görmek için tek taraflı tepki beklenmez. Biraz kafaları olsa silahları kendileri susuturur ve madem Doğuda bu kadar oy çoğalttılar ve istedikleri partiyi seçtiriyorlar, haklarını parlementoda ararlar. Şu bir gerçek ki sahip olduğumuz samimiyeti kaybetmeye başladık. Doğuda ki iller, samimi Kürtlerin güzel yurdu değil, bugün hepimizin adından korkuyla bahsettiği iller haline gelmiştir. Türk halkının samimiyeti böyle mi kazanılacak ? Biz hangi Kürtlere samimi olacağız ? Onlar kendi içlerinde adam gibi birlik olup, tek ses olsunlar ondan sonra samimiyetten bahsedelim.

Kısacası sorun ciddi. Bölünme lafını bu kadar ağzına alabilen topraksız bir millet, hangi topraktan dışlanmaz ?
« Son Düzenleme: Mayıs 10, 2009, 04:09:44 ÖÖ Gönderen: SorhThor »
"Bu evrende en sık rastlanan iki şey hidrojen ve aptallıktır."

Veyron

  • Ziyaretçi
Ynt: Mahçupyan'dan PKK'ya iğrenç mesaj!
« Yanıtla #14 : Mayıs 10, 2009, 05:11:15 ÖS »
Doğu Almanya , Batı Almanya örneği verilmiş. Ona bir ek yapayım dedim. Resmen olmasa da Batı Almanya , Doğu Almanya'yı satın almıştır. Şöyle ki ; işte atıyorum 1 milyar avroluk fabrikaları Doğu Almanya'ya taşımıştır. Eğer taşımasa bugun bizim durumumuzda olabilirdi.
İşte bu kürt alevi  türban vs vs meseleleri ancak ekomonik olarak bir yerlere geldiğimizde son bulur. Yoksa uğraşır dururuz.

Şu anda Almanya ekonomisi kötü durumda. Bunun en büyük nedeni de senin dediğin gibi batının doğuyu satın almasıdır. Doğu almanya komunist bir ülke olduğu için çöplükten farksızdı. Fabrikaları işe yaramaz, makineler 1940lardan kalma dandik sovyet yapımı.. Bir araba almak istiyorsun 15 sene önceden sıraya girmen gerekiyor, araba da lada samara :D komunizm demek kölelik, açlık ve sefalet demektir.
Sonuc olarak Batıyla Doğu birleştiği için, sürekli doğuya yatırım yapıldı milyarlarca dolar sırf doğu kalkınsın diye... Yani komunist doğu, batıyı da alaşağı etti. Hala da doğu batıya erişemedi

Sana katılmadığım nokta şu aynı almanya örneğinde olduğu gibi; sen kürtlere ekonomik olarak yatırım yapılsın diyorsun. Bu yatırımlar Türklerin parasıyla yapılacak. Yani biz Türkler elimizdeki avucumuzdakileri kürtlere vereceğiz, neden? Dağa çıkmasınlar diye. Yani 60 milyon Türk, 10 milyon kürte bakacak. Batı Almanya nasıl doğuyu sırtında kambur olarak taşıyorsa, aynı sorun bizim için geçerli. Ben buna kesinlikle karşıyım.