Gecenin tüm karanlığı Biohazard Kalesinin üstündeydi... Bugün dünyaya büyük bir kötülük için hazırlanıyorlardı.. Tek şart vardı.. Cove'u al yada ölene kadar savaş.. Tüm şovalyeler setlerini parlatmışlardı. Kılıclarını bileylemişler ve sessizce giyiniyorlardı.. Pure Mage ordusu en kritik noktalarda müdahale yapabilmek için meditasyonlarını bölmüyolardı.. Bugün binlerce duvar atmaları gerekebilirdi. Cove'un kapısını anca bu şekilde kontrol altına alabilirlerdi.. Warlocklar ise her zamankinden sinirli görünüyorlardı. İçlerinde huzursuzluk hakim gibiydi. Öte yandan garip bir rahatlık vardı içlerinde.. En sonunda Aile Reis'i Freedom Biohazard ortaya geldi ve konuşmaya başladı..
"Biohazard ailesinin korkusuz savunucuları; Sizler ki onca kanlı savaşa girip kılıcınızda ki kanla çıktınız. Sizler ki korkusuz olarak yetiştirilmiş kelle avcılarısınız. Belki yıllardır bugünü bekledik. Katil olduğumuz için Lord British bizi cezalandıracağını zannetti. Lord Blackthorn ise adeta korkak bir tavuk gibi mağaralarda yaşamını sürdürüyor. Oysa bizler Katillerin artık rahata kavuşması için öncü olacağız. Tamamen kendimize ait bir Sosoria şehrini hayal edin.. Eşlerinizle, çocuklarınızla ve en önemlisi arkasını kolladığınız silah arkadaşlarınızla aynı şehirde huzur içinde yaşamak.. Bu hayal değil Sevgili Silah yoldaşlarım.. Herkes son hazırlıklarını yapsın.. Görev değişimine 5 dakika kala büyülü kapıdan Cove yakınına geçeceğiz.."
Tüm savaşçılar hafif bir teleşla son hazırlıklarına başladılar.. Kimisi atının eyerini düzeltip üzerine bindi. Kimisi kılıcının son rutüşlarını yaptı.. Hepsinin çantası hazırdı.. Sihirli can veren iksirler, bandajlar, zehir geçirici iksirler.. Büyülü otlar..
Ve o an geldi.. Freedom Biohazard büyülü kapıyı açtı. 33 savaşçı sırayla kapıdan geçip Cove Şehrinin yakınana geldi.. Herkes Freedom'un ağzından çıkıcak o iki kelimeyi bekliyordu.. "İçeri girin".
Tüm Biohazard guildi Cove kapısına dayanmıştı içerde 2-3 masum vardı. Korku ve heyecandan ne yapacaklarını şaşırmış bir şekilde şehir korumlarını çağrıyorlardı. Şehrin içine 1-2 tane acemi Biohazard girdi ve bu giriş onların sonu oldu.. Masumlar 2 kişiyi öldürtmenin sevincini yaşarken o an geldi ve görev değişimi için korumalar şehri terk ettiler.. Masumlar direk şehirden kaçtılar ve Freedom Biohazard o iki kelimeyi haykırarak söyledi. "İçeri girin!!!". Tüm Biohazard lar çok kısa sürede şehire giriş yaptı ve Freedom Biohazard Cove kuşatmasını başlattı. Bu tüm Sosoriada anında yankı buldu. Tüm şehirlerde savaş boruları ötmeye başladı. Lord British tüm masumları savaşa çağıran o borozan sesini öttürüyordu.. 3-4 tane pure mage kapıdan sorumluydu. Sürekli girişe büyülü duvar atıyorlardı.. Bir anda tüm insanlar Cove şehrine hucüm etmişlerdi. İçeri büyüyle girenin sadece ruhu dışarı çıkabiliyordu. Kuşatmanın ilk 10 dakikası olmasına rağmen çok az insan içeri girmiş ve ölmüştü. Bu tüm Biohazardlara bir yandan güven verirken öte yandan fırtına öncesi sessizliği anımsatıyordu..
Kuşatmanın başlamasından 15 dakika sonra Cove'un en uç noktasında bulunan gözlem evinin içine Dying Wish ve Burn Out loncasından insanlar gelmeye başladılar. Freedom, Efrasyap, Lisa, Pikachu, Damned, Raptradamus, Bugatti ve bir kaç Biohazard burda ki girişi engellemek için savaşa başlamışlardı bile. Ama gelenler az sayıda olduklarından hep ölüyorlardı.. En sonunda neredeyse tüm guildler bir araya gelmiş, tüm masumlar toplanmış sadece bir guilde saldırıyorlardı. Savaş inanılmaz kızışmış ve Ölüm Tanrısı daha fazla kan istiyormuşcasına her geçen dakika ölüler çoğalıyordu. Biohazardlar gözlem kulesinden gelen akını durdurmuşlar ve tekrardan düzene girmek için eksiklerini gideriyorladı. Gözlem kulesini Freedom ve Pikachu kontrol ederken, ana giriş kapısında ki yığılmayı 10 kişi durdurabiliyordu. Geriye kalanlar sürekli şehirde volta atıp kaçak giren olursa diye kan dökmeye hazır duruyorlardı.
Derken; uzaktan bir kaç gemi göründü. Bazı guild mensupları gemilerle limadan giriş yapabilecekleri düşünerek gemilere atlamışlardı.. Onların dışında masumlarda birleşerek aynı yoldan şehri kurtarmaya çalışıyorlardı. İlk gelen gemi akını sırasında şehri çok iyi savunan Biohazard lar zaman ilerledikçe güçlerini yitiriyorlardı. Bazıları erkenden şehire ayak basarak ruhlarını Ölüm Tanrısına hediye etmişlerdi bile.
----------------------
Hikayenin geri kalanını benim gözümden okuyacaksınız..