Gönderen Konu: (S)onsuzluğa B(ölü)nü(yorum)...  (Okunma sayısı 628 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı NightFaller

  • Üye
  • **
  • İleti: 77
    • E-Posta
(S)onsuzluğa B(ölü)nü(yorum)...
« : Temmuz 31, 2010, 01:52:56 ÖÖ »
XHELENGA
« Son Düzenleme: Ağustos 09, 2010, 11:01:45 ÖÖ Gönderen: NightFaller »
          Son Gördüğüm Şafak Siz Doğmadan Çok Önceydi...                   NightFaller Xhelenga

Çevrimdışı Roland Bourgeous

  • Üye
  • **
  • İleti: 549
    • E-Posta
Ynt: (S)onsuzluğa B(ölü)nü(yorum)...
« Yanıtla #1 : Temmuz 31, 2010, 08:53:29 ÖÖ »
Eline Saglık Tebrikler Devamını Beklıoruz
Sevilmek Sen Beni Sevince Güzel...

Çevrimdışı Kazansky

  • Üye
  • **
  • İleti: 80
    • E-Posta
Ynt: (S)onsuzluğa B(ölü)nü(yorum)...
« Yanıtla #2 : Temmuz 31, 2010, 09:31:40 ÖÖ »
 Sanırım Bu Hikaye Bu Forum İçin Biraz Ağır Kaçar Nightfaller....
Sizden Hiçbirşey Almadım. Ve Hiç Birşey Vermeyeceğim
                                                                          Kazansky Xhelenga

Çevrimdışı NightFaller

  • Üye
  • **
  • İleti: 77
    • E-Posta
Ynt: (S)onsuzluğa B(ölü)nü(yorum)...
« Yanıtla #3 : Temmuz 31, 2010, 11:54:35 ÖÖ »
Yok zaten devamını koymam sanırım kazansky bi süre sonra insanlarda intihar eğilimi uyandırıyo biliyorsun :).
          Son Gördüğüm Şafak Siz Doğmadan Çok Önceydi...                   NightFaller Xhelenga

Çevrimdışı Kazansky

  • Üye
  • **
  • İleti: 80
    • E-Posta
Ynt: (S)onsuzluğa B(ölü)nü(yorum)...
« Yanıtla #4 : Temmuz 31, 2010, 12:01:44 ÖS »
 Benim Psikikolojimi Bozdu Lan.. Sen Düşün... ki Ben Yaşamayı Seven Bi İnsanım :)
Sizden Hiçbirşey Almadım. Ve Hiç Birşey Vermeyeceğim
                                                                          Kazansky Xhelenga

Çevrimdışı Akzenci

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 29
    • E-Posta
Ynt: (S)onsuzluğa B(ölü)nü(yorum)...
« Yanıtla #5 : Temmuz 31, 2010, 12:16:48 ÖS »
Oha Çok Güzel Yazı Olmuş bu Ya. Biz Bugüne Kadar Bunu Niye Görmedik ? Yada Niye Böyle Bir Hikayenin Var Olduğundan Haberimiz Olmadı.
Time Is Xhelenga Time !

Çevrimdışı Kazansky

  • Üye
  • **
  • İleti: 80
    • E-Posta
Ynt: (S)onsuzluğa B(ölü)nü(yorum)...
« Yanıtla #6 : Temmuz 31, 2010, 12:18:48 ÖS »
 Ben Devamınıda Biliorum :)
Sizden Hiçbirşey Almadım. Ve Hiç Birşey Vermeyeceğim
                                                                          Kazansky Xhelenga

Çevrimdışı NightFaller

  • Üye
  • **
  • İleti: 77
    • E-Posta
Ynt: (S)onsuzluğa B(ölü)nü(yorum)...
« Yanıtla #7 : Temmuz 31, 2010, 01:27:05 ÖS »
Bu hikaye en karanlık dönemlerime denk geliyor akzenci. o yüzden biraz saklı oldu. :D
          Son Gördüğüm Şafak Siz Doğmadan Çok Önceydi...                   NightFaller Xhelenga

Çevrimdışı Archangel

  • Üye
  • **
  • İleti: 312
    • Xhelenga Base
    • E-Posta
Ynt: (S)onsuzluğa B(ölü)nü(yorum)...
« Yanıtla #8 : Temmuz 31, 2010, 10:58:10 ÖS »
o herıfınde kalemının hastasıyım :) 8 sayfalık efsane :D
Önümde bir gölge var, attığım her adımı kefenliyor...     Archangel Xhelenga

Çevrimdışı NightFaller

  • Üye
  • **
  • İleti: 77
    • E-Posta
Ynt: (S)onsuzluğa B(ölü)nü(yorum)...
« Yanıtla #9 : Ağustos 02, 2010, 12:38:41 ÖÖ »
o herif ?..
          Son Gördüğüm Şafak Siz Doğmadan Çok Önceydi...                   NightFaller Xhelenga

Çevrimdışı Alchazar

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 4
    • E-Posta
Ynt: (S)onsuzluğa B(ölü)nü(yorum)...
« Yanıtla #10 : Ağustos 03, 2010, 11:06:10 ÖS »
Evladım yazık günah yazma böyle yazılar...

Çevrimdışı VEYSİ

  • Üye
  • **
  • İleti: 56
    • E-Posta
Ynt: (S)onsuzluğa B(ölü)nü(yorum)...
« Yanıtla #11 : Ağustos 06, 2010, 01:11:23 ÖÖ »

Bu hikayenin devamını buraya yazarmıyım bilmiyorum ama ilk bölümünü yazarken ben kendimi baya kaybetmiştim. Umarım siz kaybetmezsiniz...




( S ) o n s u z l u ğ a   B ( ö l ü ) n ü ( y o r u m )







Ölmüştüm… Ne kadar ironik aslında değil mi. Bir şeylere başlamak için bildiğimiz her şeyin bitişini simgeleyen bir kelime kullanmak. Evet, bildiğiniz her şey bitiyor aslında bu noktada. Gerisi bir masal, annemizin çocukken kulağımıza fısıldadığı öykünün hayaliyle uykuya daldığımızda gördüğümüz bir rüya, gerisi sadece bir düş aslında… Zaman… Her şeyi makul kılan şey… Gerçek önce hikâye, sonra masal sonrada hayal olur ve sonra her şeyi aslında hayal gücümüzün var ettiğini zannederiz. Ama aslında gerçekte var olanlar hayal olur. Zaman, benim için önemsiz, ama sizi yavaş yavaş zehirleyen şey... Yaşamak için oksijen tüketirken, her solukta an be an paslanmamızı ve yaşlanmamızı sağlıyor hayata olan tutunuşumuz. Bir anda kendimizi boşluğa bırakmak yerine bir dala tutunmuş hiç gelmeyecek kurtarıcımızı bekliyoruz. Ve parmaklarımızdaki kudreti tükettikçe kaçınılmaz sona yaklaşıyor, zamanın oyuncağı oluyoruz. Ama benim için geçerli değil tüm bunlar, ben korkmuyordum sizin gibi o derin, karanlık boşluktan. Sizin gibi, göremesem de uçurumun sonunu yavaş yavaş ölmek istemiyordum. Yaşlanmak ve çürümek istemiyordum.

Başında da dediğim gibi… Ölmüştüm… Hep ölmeden bir an önce pişman olduğunu söylerler insanın. Hıh! Koca bir yalan. Beni hayata bağlayan tutunuştan vazgeçerken aklımda ne vardı hala tam olarak bilmiyorum. Ama haykırmadım uçurum boyu. Pişmanlığımın sesini duyacak değildiniz zaten. Neden yaşamadığımın değil, neden daha önce yapmadığımın pişmanlığı… Ben ölürken hiç biriniz yoktunuz. Gözümün önünden bir film şeridi geçmedi benim, boşluğa savrulurken. Sanırım olsaydı kısa metrajlı olurdu. Sadece hafızamda donup kalmış bulanık bir resim ve kelimeler… Yazacak zamanımın ve kalem kâğıdımın olmaması ne kadar acı… Ve işte yine zaman… Maddesel evreninizde nereye dokunsanız elinize, yüzünüze ve üzerinize bulaşan zehir… Aslında söylemek zorundayım ki, hayal kırıklığıma düşüyordum. Çarpıp duracağım bir zemin yoktu düştüğüm karanlıkta. Belki de artık düşmüyordum. Belki de umursamazlığım zamanı bile yırtıp çıkmıştı ve zamansızlığımda kayboluyordum. Hissetmiyordum… Ne ışıkta dağılan renkler, ne çıplak ayakla halıda ve ya çimende yürümenin hissi, ne de son zamanlarda bir uğultu gibi kulaklarıma dolan sesler… Alınıyordu bir bir verilenler. Önceden hazırlıksız, doğal ritüelimde sessizlikti müziğim. Ahh! Notaları kalbimi burkuyor. Hadiiii, bakmayın öyle nedensiz cesedime. Anlayabileceğiniz bir neden taşımıyor… Sadece ölmüştüm… Bir şey söylemeden, vedalaşmadan… Yaşamam kadar doğal bir refleksti çünkü vazgeçişim. Planlanmamıştı. Ağlayın ya da gülün ikisinin de benim için anlamı olmayacak. Ama beni en çok susup tepkisiz kalanlarınız anlayacak. Aydınlanışım onlarında aydınlanması olacak. Bir fare gibi düşüncelerimi kemiren fikirlerin arasındaki tadının kötülüğünden el sürülmemiş düşüncem bir salgın gibi yayılacak.

Rengim soluklaşıyor sizin gözlerinizde, ama ben rengârenk görüyorum. Tenim soğuyor ellerinizde, ama ben üşümüyorum. Sizi seviyorum, sıcak bir dokunuş olmasa da size bıraktığım, hepinizi seviyorum. Zaten sevmek sıcaklık olsa en fazla ateşi severdi insan. Ben sevilmekten çok bir iceberg gibi düşüncelerinizde kalmak istiyorum.

Aslında yakmanızı isterdim beni. Bedenim topraktan doğmuş olabilir ama ruhumda ateş var biliyorum. Hayal bile edemeyeceğiniz bir ateş. Yok yok sıcaklığının büyüklüğünü düşündürmesin size bu sözlerim. Yakmıyor… Aydınlatmıyor... Karanlık bir sis gibi… Ahhh! ‘’Espi…’’ yıllardır ruhum yanıyor. Gömmemelisiniz beni. Yaşarken nerdeydim biliyor muydunuz ki öldüğümde bir mezar belli edecek varlığımın yerini. Gömmemelisiniz beni yüzüm toz toprak olacak, beni aç böcekler yiyecek. Gömmemelisiniz beni... Beni tanrı görecek…

Tanrı… En büyük korkularda sığınılan beyinlerdeki bir fikir misin sadece… Ama benim korkularım yok. Benim cesaretim yok… Tüm evreni düşleyerek yarattığını söylüyorlar… Benim için bir son düşündün mü peki. Hani nerde meleklerin ya da beni cezalandıracak alevler içindeki cellâtlar. Artık bitip gitmeli bu sonsuz matem. Beni koyacak bir kafes yaratmadın mı daha. Burası ne cennet, ne de cehennem… İnsanları karşılıksız da sevebiliyorsun değil mi. Bu ne kadar iyi… İyi mi!.. saçmalıyorum sanırım senin yarattığın kavramlar senin içinde geçerlimi…

Kafanızda bir resim yaratmaya çalışmayın kelimelerimin çağrıştırdıklarıyla. Olduğum yerde kelimeler farklı şeyler çağrıştırıyor. Ya da olmadığım yerde, yani hiçbir yerde… Bir yerde olmak ya da olmamak bunlar yaşamak için nefes almak zorunda olanlar için geçerli. Bunlar hali hazırda yaşamakta olanlar için geçerli. Ölmüştüm… Ama yok olmadım…

Dokunabildiğiniz her şey gerçek midir sizce? Bir şizofren tanıyorum… Sizden biraz farklı düşünüyorum, bence dokunmak yalanı pekiştiren bir şey sadece. Gerçi sizin gerçeklik kriterlerinizi düşünüyorum da… Unutun gitsin!

Dokunabiliyorum. Tıpkı sizin bana dokunabildiğiniz gibi. Acıya da dokunabiliyorum, ama tuzlu bir gözyaşı damlası değil kastettiğim. Her kalp atışında vücuda pompalanan sıvı değil sizi yaşatan… O sizi zehirliyor. Bu yüzden… Artık bende akmıyor… Eahhh! Yapmayın ama… Melankolik duygular uyandırmasın sizde cümlelerim. Siz hayatı sevin! Benim sevmediğim kadar hem de. Bir gün sizin içinde kırılacak kum saati. Tadını çıkartın sadece, tabi sahte olduğunu bile bile mutlu olabiliyorsanız. Benim olamadığım kadar aktörsünüz, tüm alkışlarım size. Şimdi size bir sorum olacak. Bir hiçe sahip olmak için her şeyinizi feda eder miydiniz? Hayır mı? Peki, acaba her şeyinizin aslında bir hiç olduğunu bilseydiniz… Hah ha ha ha… Bir kahkaha gibi mi geldi bu size. Öyle olsaydı yüzümün ıslak olmaması gerekirdi.

Mezar taşlarını hiç anlamam… Ölenin kim olduğunu ya da ne zaman öldüğünü başkalarına hatırlatmak mı mantığı… Ya da kendimize mi, sanki umurumuzda olacakmış gibi…
Mezarların arasında yürüyorum. Mevsim sonbahar. Ölümü ilginç kılmak için söylemiyorum gerçekten sonbahar. Tıpkı dünyaya geldiğim o Eylül sabahı gibi. Çürümüş yaprak ve soğukluğun o tarifsiz kokusuyla esen rüzgar... Ama bu kez sarı değil. Siyah beyaz baktığım her taraf. Bir köpeğin gözlerine sahibim. Rüzgârda savrulan yapraklar gibiyim, ne farkım var ki onlardan, gidecek hiçbir yeri olmayan biriyim. Rüzgâr esiyor, karmaşık saçlarımı daha da karıştırmak için, saçlarımda parmaklarını hissedebiliyorum. Bir sevgili gibi şefkati, belki de bunun şefkat olduğuna inanmak istiyorum. Mezarların arasında salınarak yürüyorum. Abluka altındaki bir şehrin sokakları kadar tenha burası… Size ölümü hatırlattığı için korkuyorsunuz buradan, sevmiyorsunuz. Şimdi benim varlığım ölüm, varlığımı sevmiyorsunuz. Benim sizinkini sevmediğim gibi…

Bir sahibim yok, kendi kendime bile sahip değilim ki. Öyle sahipsizim ki… Varlıkla yokluk arasında gidip gelirken şimdi nerde olduğum önemlimi. Artık kalabalık caddelerdeyim, mezarlığın sakinliğinden uzak… Yürüyen bir cesedin yanından geçtiğinizin farkında mısınız, hızlı adımlarınız sizi hayat savaşında koştururken. Yığılıp kalmalıyım aslında bir köşe başında. Ama hala yürüyorum neden bitmediğini bilmeden. Hissedebilsem belki de kendime acırdım ‘’Espi…’’ baksana berbat denebilecek bir halde bile değildim. Durumumu tarif eden bir kavram yaratmadı daha beyinler benim için. Kırılganlığı gözle görülür camdan bir eşya gibiyim, çoktan kırılmış… İstediğim bu değildi benim… Birileri bir yerlerde büyük bir yanlışlık yapmış… Ölmüştüm… Ama ölmek bu değildi. İnsan bir kere ölür değil mi!..

NightFaller - Kayıp Hikaye, Bölüm 1


YAZININ SONU

SENDEN AYRILMAK ÖLÜM GİBİ... LİSEDEN SONRA DA GÖRÜŞEBİLMEK DİLEĞİYLE, SENİ HİÇBİR ZAMAN UNUTMAYACAĞIM FUNDA :,(

DİYE BİTSEYMİŞ DAHA GÜZEL OLURMUŞ.

ARTIK ROLEPLAYİ LİSE YILLIĞI TARZI HİKAYELERDEN ARINDIRMAMIZ GEREKİYOR ÇOCUKLAR. KOLLARI SIVAMANIN VAKTİ GELDİ.

Çevrimdışı -Thurndike-

  • Kıdemli Üye
  • ***
  • İleti: 2140
    • E-Posta
Ynt: (S)onsuzluğa B(ölü)nü(yorum)...
« Yanıtla #12 : Ağustos 06, 2010, 02:03:36 ÖÖ »
boşuna bağırma, seni burda kimse duyamaz.

bknz: ses duyurmak için, ağalama duvarları.
« Son Düzenleme: Ağustos 06, 2010, 02:03:58 ÖÖ Gönderen: -Thurndike- »
Thurndike Twi.

Hazır olda değildik, rahatda durmayacağız.
Vurduğumuz yerden ses gelmezse, Twilight değiliz.

Çevrimdışı iLkeegg (:

  • Üye
  • **
  • İleti: 313
    • E-Posta
Ynt: (S)onsuzluğa B(ölü)nü(yorum)...
« Yanıtla #13 : Ağustos 06, 2010, 02:05:03 ÖÖ »
YAZININ SONU

SENDEN AYRILMAK ÖLÜM GİBİ... LİSEDEN SONRA DA GÖRÜŞEBİLMEK DİLEĞİYLE, SENİ HİÇBİR ZAMAN UNUTMAYACAĞIM FUNDA :,(

DİYE BİTSEYMİŞ DAHA GÜZEL OLURMUŞ.

ARTIK ROLEPLAYİ LİSE YILLIĞI TARZI HİKAYELERDEN ARINDIRMAMIZ GEREKİYOR ÇOCUKLAR. KOLLARI SIVAMANIN VAKTİ GELDİ.

1.si sen küçük harfin ne işe yaradını öğren önce
2.si sende madem yazıLar yazan birisin saygının ne demek oLdunu biLmen gerekir
3.sü hiç bi hikayeden arındırmak sana düşmemiz gayet severek okuyoruz beğenmiyosan okumazsın bu kadar basit kimse zorLa sana okutmuyo
4.sü sen önce koLLarını sıvada saygısızLığını arındır. emeğe saygı gayette güzeL. he tabi kapasite :)
güzeLi gördümü kaLbini çaLmaLı sebebi yoktur anam,
yüzüne baktımı gönLünü yakmaLı sebebi yoktur anam,

canını sıktımı hatunu saLmaLı sebebi yoktur anaam.. ;)

Çevrimdışı Archangel

  • Üye
  • **
  • İleti: 312
    • Xhelenga Base
    • E-Posta
Ynt: (S)onsuzluğa B(ölü)nü(yorum)...
« Yanıtla #14 : Ağustos 06, 2010, 08:14:39 ÖÖ »
YAZININ SONU

SENDEN AYRILMAK ÖLÜM GİBİ... LİSEDEN SONRA DA GÖRÜŞEBİLMEK DİLEĞİYLE, SENİ HİÇBİR ZAMAN UNUTMAYACAĞIM FUNDA :,(

DİYE BİTSEYMİŞ DAHA GÜZEL OLURMUŞ.

ARTIK ROLEPLAYİ LİSE YILLIĞI TARZI HİKAYELERDEN ARINDIRMAMIZ GEREKİYOR ÇOCUKLAR. KOLLARI SIVAMANIN VAKTİ GELDİ.

1. Saygı dıye birşey çıkmış, çok güzel birşeymiş herkese tavsiye ediyoruz. Sende dahil.
2. Bir şeyi birşeylerden arındırabileceğini düşünüyorsan. Öncelikle kendi bilgi seviyen'i kontrol et. Yorumuna baktığımda durumun biraz vahim olduğunu görüyorum.
3. Eleştirinin negatifide olabilir. Ama kesinlikle aşağılamak bir eleştri değildir.
4. Bu tarz bir yorumun açıklamasını senden bizzat Pm yoluyla bekliyorum. Umarım ortaya yazdığından daha başarılı bir mesaj oluşturursun ...
« Son Düzenleme: Ağustos 06, 2010, 08:15:58 ÖÖ Gönderen: Archangel »
Önümde bir gölge var, attığım her adımı kefenliyor...     Archangel Xhelenga