Çoğu zaman yaşamak istediğim hayatı değilde hayatın getirdiklerini yaşıyor gibi hissedersin ya ve hep bi sitemle bakarsın O’na çocukken elde edemediğin bi bisiklettir bazen , bazense babası tarafından takdir edilen bi ufacık kelimedir sadece “aferin oğluma“ bazense eve gittiğinde kapıda seni bekleyen bi annedir. En azından benim çocukluğumdaki hayaller böyleydi şimdiyse bi xbox , playstation yada bi cep telefonu çocukluk hayallerini süsleyen. Neticede bedavaya yer yoktur istemek ,başarmak ,elde etmek için sürekli bi uğraş içindesindir.Asla torpile yer yoktur karenen iyi gelmzse iyi bi harçlığı yada bisikleti hak etmemişsindir. Karşılıksız hiç bir şey yoktur ve o kadar sıkılırsın ki hayatın sana getirdiklerinden oyuncağın olur kırmamak zorundasındır okula gidersin başarısız olma lüksün yoktur, düşersin ama acımamalıdır. Ağlarsın ama en sonunda susmak zorundasındır. Böyle bi hayatı yaşarsın işte kim ister ki ?
İşte ben sen bana elini uzattığın an, gözlerinin içiyle bana güldüğün an düşünmeye başlamıştım hayatın bana verdiği bu halkulade varlık için kefaretim ne olcaktı diye hiç bi zaman karşılıksız olmamıştı ki. Ama O kadar karşılıksız o kadar saf tı ki tam inanmaya başlamıştım “hayattan torpilli olmak“ deyimine bu sefer. Sen ve beni biz yapan bu hayat ne alıcaktı acaba bizden ? Sıraladım öyle neyim vardı ki ne alabilirdi benden diye neyle sınanıcaktım bu sefer. Görünürde hiç bi şey almyıordu benden hayat hatta her gün o kadar cok şey katıyordu ki hayatıma 25 yıl sonra Mutluluğu iliklerine kadar hissetmenin ne olduğunu anladım , güldüğün zaman bütün benliğinle bütün yaşanmışlığını geride bırakıp gülmeyi öğrendim. Yediğim yemeğin beni sadece hayatta tutmadığını aslında benim için bi "nimet" olduğunu anladım. Günler geçtikçe korkum çığ gibi büyümeye devam ediyordu. Zamanla elimdeki en değerli hazinenin sen olduğunu fark ettim o kadar narin o kadar hassas o kadar halkulade ki kömürün elmasa dönüşmesi gibi inanılmaz ve bi o kadar gerçek. Ama bu cok farklıydı elimde tutuyor Sanki kayboluyor sanki kayıp yere düşüyordu her geçen gün biraz daha az kalıyor. Napabilirdim ki ufacık bi yürek bu kocaman nasırlı ellerde nası durabilirdki düşücekti elbet düştü de. Şimdi sensiz ken de hayat bi çok şey öğretiyor yeni doğmuş bi çocuğun ağlamayı keşfetmesi gibi etraftakileri umursamadan utanmadan hıçkıra hıçkıra göz pınarlarım kuruyuncaya kadar ağlamak ne güzel şeydir. Yaradanı aramaya çıkıp sonunda onu bulmak gibi..
//22.01.2012
Tufan ÖNAL